Diğerkâm olabilmek

Diğerkam olabilmek 💞

Bugün daha net anladım, amerikan ya da ingiliz menşeili kişisel gelişim eğitimlerinde beni rahatsız eden şeyin ne olduğunu…, diğerkâmlık eksikliği… Empatiden bahsedilir ancak empati zihinde olan birşey, duyguya inmez, inmesi de önerilmez…

Diğerkâmın anlamı, karşınızdakinin duygu ve düşüncelerini anlayabilmekten öte, aynı duyguları hissedebilmenizdir… Empati daha çok zihnin işi iken, diğerkâmlık aslen kalbin işidir… Bir arkadaşınız bir yakınını kaybettiğinde ”seni anlıyorum canım, çok acı” demek empati, onunla birlikte sessizce gözyaşı dökmek diğerkâmlıktır…

Çoğu kişisel gelişimci ise “başkasının duygusunu üstüne alma!, yok senin de enerjin düşer, frekansın düşer, düşebilir!” der… Ancak diğerkâmlık yaptığında gelişen dostluk kadar güzel bir hediye, yükselmişlik hali, doyurucu bir şey olabilir mi!…, gönlün doyurulması bu…

Sufi olan Musa dededen duydum diğerkâmlık meselesini… Bizim kültürümüzde, özümüzde olan birşey zaten,… oysa bu yabancı menşeili kişisel gelişim eğitimlerinde bizi kendi güzel değerlerimizden uzaklaştırıp, çok fazla kendine odaklı, daha bencil yaşamlara itiyorlarmış gibi hissediyorum bazen…

Bugün diğerkâmlık üzerine okuduğum bir hikaye bile gönlüme ne iyi geldi:

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: “sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?”

“Bakın göstereyim” demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış… Hepsi oturmuşlar yerlerine… Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar…

Ermiş:

“Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart koymuş…

“peki” demişler ve içmeye teşebbüs etmişler…

Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına… En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan…

Bunun üzerine “şimdi…” demiş ermiş… “Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe”, yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa…

“Buyrun” deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını… Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan…

“işte” demiş derviş.

“kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın, hayat pazarında alan değil veren kazançlıdır her zaman…”💫

ruhumayolculuk 🦋🧚‍♀️ tarafından yayımlandı

Duygu düşünce ve hislerimi dobra dobra paylaşıyorum, sözcüklerle dans ediyorum💫

Birisi “Diğerkâm olabilmek” üzerinde düşündü

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: