Bir sene oldu blog yazalı… 🙏🎊

Blog yazmak 🎊 Thanks to Jovan from pexels ⚘

İlk blog yazımdan bu yana tam bir sene geçti…

İnsanı bazen duyduğu bir söz ya da bir cümle harekete geçirir ya, gerçek  motivasyondur o, ben de öyle motive olmuştum… kendi sınırlarımı aşmak, bulunduğum alanın dışına çıkmak, kendimi gerçekleştirmek için  başlamıştım blog yazmaya…

Aslında bu kararı 2018′ de almıştım… 2019′ da ilk Godady’ den alan adımı alıp, WordPress tabanlı blog sitemi kurmuştum… İlk blog yazımı ise geçen sene tam bugün 30 Nisan’ da yazıp, yayımlamıştım… ne çok heyecan duymuştum… hücrelerimin sanki farklı bir titreşime geçtiğini hissediyordum… Sonraki birkaç yazımı da, orda yayımladım…

Blog yazmak 💫 Thanks to Cristian from pexels ⚘

İnsan yazdığı zaman okunmak istiyor ama aradan bir ay geçmesine rağmen sitem hiç görüntülenmemişti… tabii ben de bu işlerde çok yeni olduğum için başka sosyal medya hesaplarında da sitemin tanıtımını henüz yapmamıştım…

2020 Haziran ayının başında  WordPress’i keşfetmemle, yazılarımı  buraya taşımaya karar verdim… var olan alan adımı da bu hesaba bağladım… O zamanlar henüz dört yazı paylaşmıştım… Kendime şöyle bir hedef belirlemiştim… 20 tane yazım olduğunda premium üyeliğe geçecektim… 20 yazı birden gözüme ne çok fazla görünmüştü… ama temmuz ayında 20 orijinal yazım olmuştu bile ve kendime söz verdiğim gibi premium üyeliğe geçtim…

WordPress’ in kendine ait facebook gibi bir etkileşim ağının olması çok hoşuma gitmişti… Yavaş yavaş burdaki blog yazarlarıyla takipleşmeye başlamıştım… Aralık ayında cesaretimin artmasıyla sitemi arkadaşlarımla da paylaşmaya  başladım… instagram, twitter ve facebookta da tanıtım yapmamla, sitemin etkileşimi bir hayli arttı, görüntülenmesi 15 bini geçti… takipçi sayım da 577′ ye ulaştı, binlerce kez şükürler olsun…

Ve 1.yılımı doldurduğum bugün 95.orijinal yazımı paylaşıyorum… çok ama çok şükrediyorum… bu alanda yaşadığım bolluk bereket, yaratıcılık için… bu fikir bolluğu için çok mutluyum…

Sabah saatleri benim için sihirli zamanlar… gelen fikirler, kendiliğinden akan sözler, çoğu zaman beni bile şaşırtıyor… bazen yazmaya başlıyorum  ve gerisi çorap söküğü gibi akıp gidiyor…

İşte bazı yazılar böyle ilham kanalından akıp geliverdi… bazı yazılar için araştırmalar yaptım… okudum… derledim, toparladım… Bu alan muazzam geliştirici bir öğrenme alanı gerçekten… ve şimdi geriye dönüp yazdıklarımı okumaktan da büyük keyif duyuyorum… hepsi çocuğum gibi geliyor… yazmasaydım uçup gidecekti ama şimdi güzel bir arşivim, hazinem olmuş gibi hissediyorum… paylaşma alanında olmak da müthiş bir zenginleşme hissi veriyor…

Blog yazmanın faydaları💫 Thanks to Mads from pexels ⚘

Yazılarıma gelen geribildirimler de güzel bir motivasyon aracı… şunu belirtmeliyim ki burdaki blog yazarları kesinlikle belirli bir kalitede… bugüne kadar saygı sınırlarını aşan hiçbir yorum gelmedi… büyük çoğunluğu destekleyici ve yücelten yorumlardı…

Bu süreçte blog yazmak beni çok besleyen bir alan oldu… esnek çalışmam, işimin o zihinsel yoğunluğundan uzak kalmam da buna çok güzel bir zemin hazırladı… Bundan sonraki gelişmeleri heyecanla merak ediyorum… Aşkla, özden ve de kalpten yazmaya devam…

Blog yazmak 💫 Thanks to Daria from pexels ⚘

İlaç gibi bir meditasyon: Kirtan Kriya 💫

Kirtan Kriya 🍀 thanks to Natalie from pexels

Öyle bir meditasyon ki ilaç gibi… Depresyon, panik atak, anksiyete, alzheimera iyi geldiği, yaşlanma karşıtı olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış… Hafıza ve konsantrasyonu güçlendiriyor, zihni hızlı  bir şekilde dengeliyor… binlerce yıllık meditasyon, Kritan Kriya… Önceki bir yazımda faydalarından detaylı bir şekilde bahsetmiştim…

Bu yazıda ise uygulanma şeklini anlatmak istiyorum… Sa Ta Na Ma bu meditasyon sırasında kullanılan mantra (tekrar eden ses ve kelimeler)…

  • Sa: sonsuzluk, evren, başlangıç
  • Ta: yaşam, varoluş
  • Ma:ölüm, değişim, dönüşüm
  • Na: yeniden doğum

Bu mantra bize yaratımın  döngüsünü  anlatıyor… Sa Ta Na Ma çok güçlü bir mantra olan Satnam mantrasının hecelenmiş hali… Satnam gerçek benim kimliğimdir demek…

Bu mantrayı söylerken bazı mudralar uygulanıyor… Mudralar, enerji akışını  kolaylaştırıp,  enerjiyi mühürleyen el hareketleridir…

  • Sa derken baş parmağı işaret  parmağına (gyan mudra),
  • Ta derken baş parmağı orta parmağa (shuni mudra)
  • Na derken baş parmağı yüzük parmağına (surya ravi mudra),
  • Ma derken, baş parmağı serçe parmağa hissedebileceğimiz miktarda bastırıyoruz (buddhi mudra)…

Parmak uçlarına bastırmak beyindeki bazı noktaları aktive ediyor, beyne adeta masaj yapmış oluyoruz çünkü parmak uçlarındaki enerji hatları beyinle bağlantılı…

Baş parmak ilahi enerjinin sembolüdür, irade gücünü temsil eder… İşaret parmağı Jupiter enerjisi… olduğu  gibi neşe, genişleme, heyecan duyabilme kapasitesi… Orta parmak Satürn enerjisi… sınırlarımızı bilmek, sınırlarımızı koyabilmekle ilgilidir… arzu ve disiplinin sembolüdür… Yüzük parmağı ise güneş enerjisine bağlıdır… ilişkilerin, şifanın,enerjinin ve canlılığın sembolüdür, kalple bağlantılıdır… Serçe parmak ise iletişim… Merkür parmağı olarak bilinir… Entellektüel zihinle ilgilidir…

Mantralar da damaktaki 84 akapunktur noktasını aktive edip, bilinç seviyesinin yükselmesini, beynin uyumlanmasını ve daha net olmasını sağlıyor…

Meditasyon sırasında odağımız iki kaşın arasında, 3. gözde olacak şekilde vizyonlama yapıyoruz…   Sa Ta Na Ma mantrasının her bir hecesinde, altın bir ışığın L şeklinde başın tepesinden girdiğini ve  3. gözden çıktığını hayal ediyoruz…

Bu meditasyon dik bir şekilde oturarak yapılabildiği gibi yatarak da uygulanabilir… yalnız uykuya dalmamak için dizler bükülerek, ayak tabanları yere temas etmelidir…

Kirtan Kriya’ nın farklı uygulanma şekilleri de bulunmakta… (mavi yazının üzerine tıklarsanız bununla ilgili videoya ulaşabilirsiniz) Eğer adet döngüsü, menapoz problemleriniz varsa ya da modunuz çok çabuk değişiyorsa, bu meditasyonu yüzüstü yatarak, çene ucunuz yerde, elleriniz bedenin yanında, avuçlarınız gökyüzüne bakacak şekilde de uygulayabilirsiniz… Kadınlarda 11 tane ay noktası bulunmakta, duygu durumlarını etkileyen… yüzüstü bu şekilde yatarak ay noktalarını aktive etmiş oluyoruz…

Bu meditasyonu partnerinizle birlikte de uygulayabilirsiniz; sırt sırta dönerek, omurgalarınız birbirine temas edecek şekilde… Bu uygulama yönteminin, ilişkideki blokajları çözdüğü belirtiliyor…

Kirtan Kriya isteğe bağlı olarak 12 dakika, 31 dakika ya da 62 dakika yapılabilir… Meditasyon sırasında rahat karın nefesleri alınır… Meditasyon bittikten sonra gözleri açmadan önce 1-2 dakika beklenerek, bedendeki enerji akışları ve titreşimler  gözlenir.

Eğer 12 dakika uygulanacaksa mantra:

  • İki dakika normal sesle
  • Sonraki iki dakika fısıltıyla
  • Dört dakika sessizce
  • Sonra tekrar iki dakika fısıltıyla
  • Son olarak iki dakika normal sesle söylenir…

Normal sesin insan sesini, fısıldayan sesin sevgilinin sesini, içinden söylemenin ise sonsuzluğu, ilahinin sesini ifade ettiği belirtilmektedir… Kirtan Kriya’ yı 40, 90 ya da 1000 gün yapabilirsiniz…

Bilgisi olan psikologlar bile danışanlarına bu meditasyonu yapmalarını öneriyor… Var mısınız siz de bu kadar güçlü etkileri olan bu şifalı meditasyonu uygulamaya, kendinize iyilik yapmaya?…

Tutkun yazmaksa…

Sade uzun süre sonra ilk defa evden çıkmıştı, özlemişti denizin kokusunu, martıları, temiz havada yürümeyi…. Neyse ki bitmişti bu karantina günleri ama ona kattıkları çoktu evde kalmanın, kendiyle kalmanın. ‘Benim tutkum ne?’ diye daha çok sormuştu. İşlerin, çocukların koşuşturmacasından unuttuğu tutkusunu hatırlamıştı. Tutkusu yazmaktı ancak aktarma, paylaşma arzusu da taşıyordu içinde. Blog yazmak iyi bir yoldu bu tutkusunu gerçekleştirmek için…

Kararında netleştiği andan itibaren hücreleri sanki bir farklı titreşiyordu, frekansı yükselmişti, daha canlı hissediyordu. Uyanmak için çok önemli bir sebebi vardı artık. İlk yazısını paylaştığı andaki hissettiği tatmin tanımsızdı. Kalbinde kelebekler uçuşuyordu, keyifli bir mutluluk hali,  yaşam amacını bulmuş gibi hissediyordu. Kendi yaratım havuzundan çıkan sözcüklerle dans etmiş, sanki farklı bir boyuta açılmıştı. İlham kanalına, yaratıcı kanala açıldığını hissediyordu.

Daha ilk yazıdan sonra ‘neler yazabilirim, ne hakkında yazabilirim’ diye düşünmeye başlamıştı. Odağı %90 yazmadaydı. Bu aşktı… Ailesiyle konuştuğu zaman, bir film ya da bir video izlediğinde ya da günlük hayatta yaşadığı diyaloglardan bile nasıl esinlenebilirim diye düşünmeye başlamıştı. Resmen ufku açılmış, farkındalığı artmıştı.

Çocuklarını ya da eşini daha bir dikkatle dinliyor, duygularını daha çok anlamaya çalışıyordu. Okuduğu kitapların sürekli altını çiziyor, notlar alıyordu. İnstragramdan izlediği canlı yayınlarda bile elinde hep bir kağıt kalem vardı artık. Adeta ilhamını kovalıyordu.

Sabah saatleri onun için muazzam saatlerdi. Harika fikirlerle dolup taşıyordu. Sanki zihinsel yetenekleri artmış, beyni açılmıştı. Aklına sürekli sorular ya da konular geliyordu, Akan bir fikir, konu, cümle, söz ne varsa yazıyor ya da notlar alıyordu. Bazen birinin söylediği tek bir söz bile ilham kapısını açabiliyordu.

Kendine şu soruyu sordu: ‘Aktarmak istediklerimi nasıl daha farklı aktarabilirim?’  Öncelikle samimi ve kalpten yazmaya inanıyordu. Hissederse bu his karşı tarafa da geçecekti…. çünkü duygular bulaşıcıydı. Belki paylaşmak istediklerini bir öykü, anı, mektup  ya da günlük gibi aktarabilirdi. Biliyordu ki kendi yazarken keyif alırsa, okuyan da keyif duyacaktı. Kelimelerin dünyasında gezinmekten çok mutlu oluyordu.

Bir isteği de ifadenin ustası olmaktı ve blog yazmak bunun için mükemmel bir araçtı. Her geçen gün sözcükleri güçleniyor; araştırma, okuma, yazma ile farkındalığı ve kültürü arttıkça iletişim yetenekleri de gelişiyor, kurduğu diyaloglardan da daha çok keyif alıyordu. Sanki büyülü bir dünyaya adım atmıştı.

Yazmanın aynı zamanda iyileştirici gücü vardı ve uzun süredir bunu deneyimliyordu. Hiçbir duygusunu içine atmıyor, onlarla yüzleşme cesaretini gösterip, yazarak dışavuruyor ve zihnini boşaltıyordu. Yazmak kendini daha iyi tanımasını, kendini keşfetmesini sağlıyordu. Artık onun için yepyeni bir dünya açılmıştı, internet bir dünyaydı, blog yazmak ise dünyaya açılan bir kapı… Düşündüklerini yazıya döküp paylaşmak muhteşem bir eylemdi, çoğalmak, genişlemekti…

Araştırmalarından bu işte sabırlı olması ve düzenli yazılar çıkarması gerektiğini öğrenmişti. Arzu ateşi devam ettikçe yazacaktı, özden, kalpten ve de ilhamdan…💫🧚‍♀️

Not: instagram hesabımdan da beni takip edebilirsin… ruhumayolculuk_com

Önce ‘ol’

hayalimdeki ilişkiler 💫 thanks to Kampus for photo 🌼⚘

– Tamam tatlım, inanç kodlarını keşfettin… işte bugüne kadar, zamanında almış olduğun o kararlar neticesinde bu ilişkileri deneyimledin… ama artık farkındasın ve biliyorsun… şimdi şuna karar verme zamanı ‘sen nasıl ilişkiler deneyimlemek istiyorsun?’, ‘hayalindeki ilişkiler nasıl?’…

– Hayalimdeki ilişkiler birbirini koruyan, kollayan, gözeten, özenli ilişkiler… Birbirini cesaretlendiren, yanında olduğunu hissettiren, alma verme dengesinin yerinde olduğu, birbirini önemseyen, değer veren, can kulağıyla dinleyen, saygı ve sevgi dolu, keyifli, yükselten ve yücelten ilişkiler… bir kalabalık içinde de birbirini gözeten, yanında olan, birbirinin duygusal ihtiyaçlarına duyarlı ilişkiler… verdikleri sözleri tutan, açık, yargısız, arkadaşça bir tutum ve tavrın olduğu ilişkiler…

– peki bu hayalindeki ilişkileri yaşayan sen, kim olurdu?… Kim olurdu derken, sen nasıl hisler içinde olurdun?

– Öncelikle güven hisleri içinde olurdum ve de sevgi… bu ilişkileri yaşayan ben şefkat, sıcaklık ve aitlik hissederdim… ilişkilerde kendim olabilmenin verdiği bir tatmin de olurdu… aynı zamanda keyif, neşe ve coşku…

– hadi tatlım o zaman önce bu hisleri aktive etmeye ne dersin?

– nasıl aktive edeceğim?

– bi düşün ya da yaz istersen… sevgi hissettiğin anları düşün… hangi anlarda güven, sıcaklık veya ait olduğunu hissettin?… Belki bir bebeğe baktığında, ya da doğaya… sevdiğin bir insanı düşün… ya da bir anıya da gidebilirsin… ait hissettiğin, güven duyguları içerisinde olduğun… o hisleri tüm hücrelerinde hisset, bırak yayılsın bedenine… ve bu hisler içerisindeyken hayalindeki ilişkileri gözünde canlandır… hergün 3 dakika bu hisleri aktive etmeye ne dersin?… Birşeyi aslında, bu arzu ettiğimiz hisleri hissedebilmek için istiyoruz… Bu çalışmada daha şartlar değişmeden, ‘bulunduğumuz durum içinde farklı ve daha iyi hissedebilir miyiz?’ bunun araştırmasını yapıyoruz… Daha o şeye sahip olmadan önce, hisleri aktive ediyoruz… yani niyetimiz önce ‘olmak’…

Ol, yap, sahip ol!

Darel Rutherford

Sadeleşmek 💫

Bizler düşünce, fikir üreten varlıklarız. İnsanların ürettiği düşüncelerin toplamı kollektif bilinci oluşturuyor. İşte senin bu kollektife olan katkın ne? Nasıl düşünceler üretiyorsun gün içinde, bu düşüncelerin farkında mısın?

Titreşimi daha yüksek düşüncelerle, fikirlerle dans etmenin yolu frekansını yükseltmek… Frekansını yükselttiğin zaman öyle düşük titreşimli düşünceler zihnine tutunamaz! Karar ver o zaman! Nasıl düşüncelerle dans etmek istiyorsun? İlham kanalına açılmak istiyor musun?

Sadeleşmek 💫

Öncelikle sana, gelişimine hizmet etmeyen ne varsa hayatından çıkar! Sadeleş! İnsan beyni sembollerle çalışır…Bunun için işe eşyalarından başlayabilirsin… Sadece gerçekten işine yarayan, kullandığın ya da varlığından keyif duyduğun nesneleri tut hayatında!

Sonrasında seni aşağı çeken, desteğini hissetmediğin, samimiyetsiz, kalpten olmayan insanları çıkar hayatından! En önemlisi de birlikte yaşadığın insan… Onunla niçin birliktesin? Prestij, para, başkası ne der, ne düşünür, toplum tarafından onaylanmak, çıkar ya da çocuklar için mi?, düzen bozulmasın diye mi? Konforsuz konfor alanı diyorlar buna…

Kendine şunu sor ‘O kişiyle bir adaya düşmek ister miyim?’ Dürüst ol ve bu soru üzerinde düşün, yaz! Yalnız kalmamak içinse, gün sonunda iki kişilik bir yalnızlık çıkıyor ortaya. Birbirinin özlerine yabancı, birbirini gerçekten tanımayan, birbirlerinin duygusal ihtiyaçlarına karşı duyarsız, gelişimine hizmet etmeyen sözde bir ilişki…

Var mısın her anlamda sadeleşmeye, bu hayatta cesaretle var olmaya? Kendin olmaya? Kabuklarını kırmaya? Yeniden doğmaya? Vizyonlarına, en yüksek potansiyeline doğru ilerlemeye?

Kirtan kriyanın faydaları💫

Kirtan kriya 💫 Thanks to Elly Fairytale from pexels ⚘

Birçok insan zihni sussun istiyor, ancak zihnin görevi düşünce üretmek… Düşüncelerin akışına direnmek ya da onlara inanmak yerine gözlemci olabilmek… meditasyon yapmak düşüncelerin arasında boşluklar açılmasını sağlıyor… Kirtan Kriya meditasyonu ise zihni hızlı bir şekilde rahatlatıp, dengelemeye yarayan harika bir araç!..

Bu kriya, kundalini yogayı Hindistan’dan batı dünyasına tanıtan yogi Bhajan’ ın önerdiği en önemli 3 meditasyondan biridir… Kirtan Kriya’ yı 40 gün aralıksız uyguladığınızda düşüncelerinize hakim olabildiğinizi fark edebilirsiniz…

Bu meditasyon bağımlılıkları bırakmaya, alışkanlıkları değiştirmeye yardımcı olur… Bilinçaltı inanç kalıplarının farkındalığını sağlar. Bedendeki ağrıları ve sıkışmış enerjileri rahatlatır… Sağ ve sol beyin entegresyonu ve bütünlüğünü sağladığı için ilişkileri de olumlu etkiler…

Bu kriyanın sağlık üzerinde de birçok faydası olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Arizona’ daki Alzheimer Araştırma ve Önleme Vakfı’ nın (ARPF) yapmış olduğu araştırmalara göre, Kirtan Kriya’ nın 8 hafta boyunca her gün 12 dakika uygulanması ile

  • Alzheimerın durup hatta gerilediği
  • DNA’ lardaki kötü genlerin azaldığı, iyi genlerin artarak bağışıklığın güçlendiği
  • Telomerazların (yaşlanmayı engelleyen enzim) yüzde 43 oranında uzadığı tespit edilmiştir.(Bu uzama şu ana kadar görülen en uzun uzama olarak kayıtlara geçmiştir.) Kısa telomeraz boyu Alzheimer hastalığı, hızlı yaşlanma ve kısa ömür anlamına geliyor.
  • sinir iletici hücrelerin doğal yolla artmasının sağlandığı, aralarındaki iletişimin gelişmesine de yardımcı olduğu, böylece beyin ve hafıza fonksiyonlarının arttığı
  • Kortizol seviyesinin düşerek stres düzeyinin azaldığı, sinir sisteminin dengelendiği
  • stres kaynaklı hafıza kaybının iyileştirildiği
  • Beyin kimyasallarının dengelendiği, serebral kan akımının arttığı, epifiz ve hipofiz bezlerinin aktive olup, beyin fonksiyonlarının arttığı
  • Uyku kalitesinin arttığı ve gün içerisindeki enerji seviyesinin yükseldiği
  • Manevi mutluluk, esenlik sağlandığı bildirilmiştir.

Yapılan bazı araştırmalarda da Kirtan Kriya meditasyonunun, adet dönemi problemleri, depresyon, anksiyete, panik atak, migren, endokrin dengesi ile menopoz sağlığı, şizofreni gibi birçok rahatsızlığın iyileşmesine de destek olduğu belirtilmiştir…

Zihne ve sağlığa bu kadar faydalı olan Kirtan Kriya meditasyonun nasıl uygulandığını bir sonraki yazımda paylaşacağım… 🧚‍♀️

Can kulağıyla dinlemek🧚‍♀️

Can kulağıyla dinlemek🧚‍♀️ Thanks to Alexandr from pexels🌸

Gönül gözüyle görmek, can kulağıyla dinlemek, ikisi de ruha dair…

Kalpten bağ kurmanın yolu, içten dinlemekle başlar… iletişimin can damarıdır bu…

Dinlemenin üstadı olmak… söylenmeyenleri, satıraralarını da farkedebilmek… Birbirimizi ya da kendimizi can kulağıyla dinleyebilmek en güzel terapidir, şifalanma başlar… Bi düşünün en güzel sohbetleriniz hangileriydi?…

Duyduklarımız işitme sinirine değer… Bu sinir, kafatasının tabanından geçerek soğancığın hemen altında beyin sapına girer. İşitsel uyarılar orada, kişinin dinleme tarzına bağlı olarak, bilince ya da başka bir deyişle ruha çıkana kadar bekletilir… (1)

Eski anatomistler, işitme sinirinin beynin derinlerinde üç ya da daha fazla yola ayrıldığından söz ederlerdi… Bu yüzden, kulağın üç farklı düzeyde işitecek bir yapıda olduğunu tahmin ediyorlardı… (1)

Birinci yolun dünyevi konuşmaları işittiği söylenirdi… İkinci bir yol öğrenmeyi ve sanatı anlıyordu… Üçüncü yol ise ruhun olduğu yer… Burası, yeryüzündeyken yüce rehberliği işitebilsin, bilgi alabilsin diye vardı… (1)

Can kulağıyla dinlemek işte bu üçüncü yol olsa gerek… peki siz hangi zamanlarda, hangi kanaldan dinliyorsunuz? 🧚‍♀️💫

Kaynak: 1.Kurtlarla Koşan Kadınlar

Sophia Loren 💫

The Life Ahead film, Onca Yoksulluk Varken 💫

Sophia Loren, zamana meydan okuyan ünlü oyuncu… 86 yaşında hala güzel, dinç, üretken ve ilham verici… Dün teyzemin önerisi ile 2020 yapım, son filmini izledim ‘Onca yoksulluk varken’… Kendi oğlu Edoardo Ponti’nin yönetmenliğini yaptığı film, bir bakımevini işleten Madam Rosa’nın (Sophia Loren) Senegal’ li yetim ve ele avuca sığmaz bir çocuk olan Momu’ nun bakımını üstlenmesini, aralarında zamanla doğan duygusal bağı ve Momo’nun değişimini konu alıyor… Filmin bende ağırlıklı olarak hissettirdiği, sevginin iyileştirici gücü oldu… Usta oyuncu Sophia Loren’ e olan hayranlığım bir kez daha arttı…

Sophai Loren, Dün, Bugün, Yarın Bütün Hayatım 🧚‍♀️

“İçinde hayat olmayan masal ve masal olmayan hayat büyüden yoksundur. Her ikisini de reddetmeden tam ortadan yürümek en güzelidir.”

”Bir kadının güzel olduğuna dair inancından başka hiçbir şey onu güzel kılamaz.”

“George Cukor’ ın dediği gibi, insanın kim olduğunu kabullenmesiyle ve bilinçle yarışabilecek hiçbir güzellik yoktu.”

“Bellek tuhaf bir arkadaş, alıp öyle uzaklara götürüyor ki sen bile fark edemiyorsun.”

“Geçmiş, şimdinin içinde yaşar ve sandığımızdan daha etkili şekilde geleceğimizi oluşturur.”

“İnsan büyüyünce elde edilemeyen başarının bir trajedi olmadığını öğreniyor.”

“”Bir idealin peşinde koşmak için değişmeye çalışma. Yüzünün sana özel orantısızlıklarını bir hazine gibi kabul et. Onlar gerçekten öyleler.”

“Deneyim, insan kendine inanmayı öğrendiğinde, kendi başarılarını ve hatalarını bir hazineye dönüştürdüğünde başlar.”

“”Hatalar, dolu bir HAYAT için ödediğimiz bedeldir.”

Dün, bugün, yarın bütün hayatım, Sophia Loren💫

“Kimsenin canını yakmak istemem, ne üzmekten ne üzülmekten hoşlanırım.

Genellikle içedönük bir yapım vardır; huzuru ve yalnızlığı severim. Dünyevi hayat beni yorar, yabancılarla sıkı fıkı olmam ve tanışıklıklara fazla önem vermem. Sezgilerime güvenirim, karşımdaki kişinin ne kadar samimi olduğunu, ne gibi niyetler güttüğünü hemen anlarım.”

“Arkadaşlık, hayatın en değerli armağanlarından biridir ama gene de hepimizin paylaşmak, açıklamak istemediği sırları vardır. Ne kadar olgun ve yumuşak olursa olsun her meyvenin ortasında bölünemeyen bir çekirdek bulunur. Belki de her erkek ve her kadının içinde gizlenen büyünün kaynağı budur. Ve Mona Lisa bunu iyi biliyordu.”

Dün, bugün, yarın bütün hayatım, SOPHIA LOREN👏💗

Kaptan kim?

Zihin yönetimi 💫

Sen mi zihnini yönetiyorsun, zihnin mi seni? Kaptan kim? Diyorlar ki zihnini yöneten dünyayı yönetirmiş…

Zihnimizde neler var, ya da zihni neler oluşturuyor?… Düşünceler, anılar, görüntüler, hayaller… bu düşünceler de çoğunlukla geçmiş, ya da gelecekle ilgili… Zihnimizin içinde bir çok ses var… birbiriyle çelişen sesler… bunların farkında mısın?..

Zihnin doğal yapısı negatif düşünme eğiliminde, evrimleşmenin bir sonucu olarak… Eğer dikkatimiz anda değilse, zihin otomatik pilota geçiyor, ya geçmişe gidiyor ya hayallere dalıyor… bazen de bir kavrama… analiz etmeye, yargılamaya, kıyaslamaya başlıyor… negatif düşünceleri evirip çeviriyor, hikayeler yaratıyor… işte bu hikayelere inanmak, düşünce girdaplarında kaybolmak, asıl ızdırabı yaratan şey… ve modumuz düşükken gelen düşünceler de daha zorlayıcı, olumsuz oluyor…

Senin yönlendirilmemiş zihnin, bir düşmanın yapabileceği kötülükten daha fazlasını, sana yapıyor…

BUDDHA
Zihni gözlemleyebilmek💫

Peki sen, zihninin niteliklerinin farkında mısın? Nasıl düşüncelerle dans ediyorsun?… Mesele, iyi düşündüm kötü düşündüm meselesi değil; geleni gözlemleyebilmek… onların birer düşünce olduğunu farketmek… aynı, kıyıya vuran birer dalga gibi… o gelen düşüncelere inanmayı mı seçiyorsun, yoksa geçip gitmelerine izin mi veriyorsun?..

Şimdi bu bilinç ve farkındalıkla var mısın anda olmaya? Zihnin doğasını gözlemlemeye nötr bir şekilde?.. Seni zorlayan düşünceleri farkettiğinde ‘bu sadece bir düşünce’ demeye?.. onun girdabına kapılmamaya?.. Kendinin efendisi olmaya?.. 💫

Mindfullness 🧚‍♀️💫

Kundalini yoga 💚

Kundalini yoga🦋 thanks to Felipe from pexels 🌼

Kundalini yoga, diğer yoga tarzlarında olduğu gibi beden zihin ruh arasındaki bağın kurulmasını sağlıyor… ancak daha hızlı çalışıyor… Sebebi, kundalini yogada hareketlerin (asana) haricinde mantra(ses titreşimi), nefes(pranayama), kilit(bandha), mudra(el hareketleri), vizyonlama ve meditasyonların tümünün bir arada kullanılması… Bir yıllık yoğun adanmış bir kundali yoga pratiğinin 20 yıllık diğer yoga tarzlarına eşit olduğu söyleniyor… Aslında burda belirleyici olan uygulayıcının niyeti ve ne kadar açık olduğu…

Beşbin yıllık bir geçmişe sahip olan kundalini yoga eskiden sadece brahmanlar ve çoğunlukla erkekler tarafindan uygulanıyormuş… Halka ögretilmemesinin sebebi, güçlerini ellerine almalarının istenmemesi, dolayısıyla kolay yönetilebilmeleri… Kundalini yogayı batı dünyasına tanıtan ise yogi Bhajan… 1969 yılında Amerika’da herkese açık bir şekilde öğretmeye başlamış… bu sebeple bayağı bir tehdit de almış…

Kundalini yogada prana yani yaşam enerjisi, beden, zihin ve aynı zamanda kundalini enerjisi de aktive oluyor… Kundalini omurganın en altında üçgen sakrum kemiğinin içinde yer alan bir enerji… farklı yoga okullarında farklı yerlerde olduğu söyleniyor… Bu omurilik bölgesi aktive olduğunda, orda bir uyanış yaşandığında, kundalini enerjisi önce aşağıya 1.çakraya doğru iniyor, ordan bütün omurilik boyunca yükseliyor ve tepe çakraya ulaşır…

Nedir bu kundalini yükselişi?… kişinin yeni bir bilinç hali ve farkındalığa ulaşmasıdır… bu sebeple kundalini yogaya farkındalık yogası da deniyor…

Kundalini yoga💚 thanks to Noelle from pexels 🌸

Aslında tüm yoga tarzları kundalini üzerinde çalışıyor… Mistik alanlarda da, kundalini enerjisi bilinen bir şey… Mevlana bir şiirinde, insanların omuriliklerinde güneş gibi bir enerji olduğundan; bunun farkında olsalar, şikayet etmeyi bırakacaklarından bahsetmiştir…

Kundalini yoga beden, ruh transfarmosyonunda, sinir sistemi ve salgı bezleri üzerinde oldukça etkilidir. Enerji kanalları ve merdiyenlerdeki tıkanıklıkların açılmasında yardımcı olur. Aynı zamanda yoğun olarak bilinçaltı üzerinde çalışır… bilinçaltındaki duygusal yüklerin boşaltılmasını, sınırlayıcı düşünce ve inanç kalıplarının dönüşmesini sağlayarak, kişinin potansiyel gücünün ortaya çıkmasına aracılık eder… Bağışıklık sisteminin, kan dolaşımının, solunum yollarının ve lenf bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar. Beyinde yeni sinir ağlarının oluşmasını aktive eder, bu da zihnin daha açık olmasını, açık fikirli olmayı, daha spontan yaşayabilmeyi, aynı zamanda gençleşmeyi sağlar… Ayrıca kaygı ve depresyonu azaltarak zihinsel sağlığı iyileştirebilir…

Kundalini yoga her yaşta yapılabilir… çoğunlukla oturarak yapıldığı için, fiziksel olarak zor pozları yapmak istemeyen ya da fiziksel forma ağırlık vermeden çalışmak  isteyenler için de uygundur…

Kundalini yoga💫 thanks to Daniel from pexels⚘

Kundalini yoga ile ilgili yapılmış birçok bilimsel araştırma mevcut… Başka bir yazıda daha detaylı araştırma sonuçlarından bahsedeceğim… Kundalini yoga, kişinin özgünlüğüne giden yolda kendini daha özden ifade edebilmesinde, parlamasında, ruhunun ihtiyacı olan neşe, huzur ve mutluluğu için güçlü bir araç…

%d blogcu bunu beğendi: