Yüceltirsen yücelirsin💫

Tüm sağlık çalışanlarına sonsuz teşekkürler🙏🌸

Dün akşam aile hekimimizden bir mesaj geldi, emekliye ayrıldığını bildiren… ilk hissim hüzün oldu… çünkü ilgili, duyarlı, anlayışlı, yardımsever bir hekimdi… Sonrasında anlayış hissi geldi çünkü şu son 1 yıl tüm sağlık çalışanları için oldukça zorlu bir süreç oldu ve hala da olmaya devam ediyor…

Geçen sene eşim, covide ilk yakalananlardandı… İki hafta hastanede yattı ve günlerce ateşi düşmemişti… Sonraki iki hafta da evde izole.. İşte bu zorlu 1 aylık süreçte, aile hekimimiz gerçekten aileden biri gibi olmuş, hergün bizleri arayıp, sormuştu… Sadece görev icabı ruhsuz bir arama değildi bu… bizlere umut olmuş, desteğini hissettirmişti… hatta anneler günümü bile kutlamıştı…

İşte dün gelen o mesajla, içimde yükselen hisleri, takdir ve şükranlarımı, aynı zamanda emeklilik için güzel dileklerimi de ifade eden duygu yüklü bir mesaj attım kendisine… O an şunu farkettim, bu güzel hislerimi ifade etmem, kendi içimde, kalbimde de iyi bir alan yaratmıştı…

Şükür ve takdir etmenin enerjisi gerçekten çok yüksekti… Bir arkadaşımın yıllar önce söylediği bir söz kulaklarımda çınladı ‘yüceltirsen yücelirsin!’… ne çok etkilenmiştim bu sözden… Tam tersi de çok geçerli bence… Aşağılama, yerme, yargılama, eleştirme, bunlar bedenimizde nasıl hisler yaratıyor acaba… toksik olduğu kesin… kalbimiz genişliyor mu, yoksa daralıyor mu?

Takdir ve şükür bilincinin artması dileğiyle🧚‍♀️🦋

İyilik nedir?

Kendin olmak 💫

Daha önce ‘Nedir iyilik?‘ başlıklı bir yazı yazmıştım. Dün de instagramda güzel bir tartışma olmuş iyilik üzerine… Azra Kohen’in yaptığı tanımlama hoşuma gittiği için burdan da paylaşmak istedim…

Kendisi olmayı beceremeyen, kendisine iyiliği olmayan biri, iyi olabilir mi? En büyük iyilik, kişinin öncelikle maskesiz bir şekilde kendini ortaya koymayı seçmesidir. Hem kendine hem de çevresine yapabileceği en büyük iyiliktir bu. Neden mi? Çünkü maskeli birinin maskesiz halini sonradan anlamanın hayal kırıklığı travmadır. Bu travmaya maruz kalanlar, insanlığa güvenlerini yitirebilecek bir sarsıntıya maruz kalabilirler. Aynı zamanda kişi kendine de ihanet eder. Kendini yaşamak için geldiği bu gerçeklikte sürekli bir şekilde başkasıymış gibi davranması mutlak bir ihanettir, en çok da kendine… İyilik benim için bu nedenle kişinin kendi olmayı -koşullar ne olursa olsun- aklının çelinmesine izin vermeden, seçmiş olmasıdır. Ne kendini, ne çevresindekileri hayal kırıklığına sokmazdan yaşamak en büyük iyiliktir.💫

Azra Kohen

Doğru yerde, doğru zamanda, doğru insanlarla karşılaşmak dileğiyle🧚‍♀️

Nedir iyilik? 🧚‍♀️

iyilik nedir 💫

Son günlerde düşünüyorum nedir iyilik diye… İzlediğim bir tartışma programında iyiliğin göreceli bir kavram olduğu söylendi, farklı meslek gruplarındaki katılımcılar farklı tanımlamalar yaptılar ancak iyiliğin bir başkasına zarar vermemek olduğu konusunda mutabık oldular…

İyilik denince belki en başta bizim aklımıza, ihtiyacı olan birilerine maddi yardım etmek gelebiliyor, özellikle de sosyoekonomik durumu bizden düşük olanlara…

Bu arada bilgi aktarımı, deneyim aktarımı da bir iyilikmiş, paylaşmak yani… Beyin endorfin ve dopamin salgıladığı için iyi hissediliyormuş.

İyilik zarar vermeme haliyse, o zaman insanın kendini duygusal olarak bütün hissetmesi, kendini tanıması gerçekten önem kazanıyor… Kendini tanıdığın zaman; kendi inanç kodlarını, zaaflarını, huysuzluklarını görüp kabul edebildiğinde; kendi öfkeni, korkularını, kaygılarını farkedip, kabul edebildiğin zaman, başkalarını da anlaman ve kabullenmen kolaylaşıyor… İşte belki o zaman yargılamalar azalıyor… Kendine şefkat ve anlayış gösterebildiğinde, sevecen davranabildiğinde, etrafindakilere de bu tavrı göstermen çok daha kolay bir hal alıyor… Bir de şöyle bir gerçek var; sen kendine nasıl davranırsan, etrafindakiler de sana öyle davranmaya başlıyor…

Bununla birlikte, kendini bencil isteklerinden (bencil istek, başkalarına zarar veren istek demek) arındırıp, saflaştığında, varlığın ışık saçmaya başladığında, bulunduğun ortama da esenlik sağlarsın… Varlığın bir armağan olur adeta… Belki biri sadece senin yanında durduğu zaman hissettiği şey huzur olacaktır…

Sonuç olarak mindfullness dedikleri yani açık, yargısız ve arkadaşca alanda olabilmek, verme alanında olmak en güzel iyilik halleri bence… Vermek denince de sadece para vermek değil; ilgi vermek, zaman ve emek vermek, paylaşmak, kalpten dinlemek, kalpten bağ kurmak en güzel iyilik alanları, varlığı yücelten…

Yargılardan özgürleşmek 🧚‍♀️

Yargılardan özgürleşmek 🧚‍♀️

Yargılamak kendi zihinsel hapishaneni yaratmaktı, yargılar ise prangalar… Yargıladığın her konuda kendini kısıtladığının farkında mısın?

Bir başkasının düşünce ve davranışları bizim düşünce ya da değerlerimizle uyuşmadığında, ne çok yargılıyoruz ya da damgalıyoruz… O kişiyi ne kadar iyi tanıyoruz ki!… Nasıl bir hayatı olmuş, neler yaşamış, çocukluğunu, geçmiş travmalarını biliyor muyuz ki!…

Mahkemelerde bile davalar yıllarca sürerken; işin içyüzünü, psikolojik etmenleri, detayları bilmeden, iki dakikada yargılamak niye? TV’ de gördüğümüz, çok iyi tanımadığımız insanları bile… Bu bir zihinsel alışkanlık mı?…

Yargıladığın anda, karşı tarafla arana görünmez duvarlar örmüşsündür bile!.. O kişiye olumsuz sinyaller gönderdiğin gibi, asıl en çok zararı kendine veriyorsun… Yargıladığın zaman, içinde oluşan hislere bir bak… Bu gerçekten toksik bir enerji…

Yıllar evvel katıldığım bir çalışmada, kimleri, neyi yargılıyoruz diye bir liste yapmamız istendiğinde farkettim ki ben, en çok yargılayanları yargılıyordum… Peki sen kimleri yargılıyorsun? Belki de, en çok kendini yargılıyorsundur, farket!…

Yargılardan özgürleşmek uzun soluklu, çok ciddi farkındalık isteyen, içsel bir çalışma… Yargıladığını farkettiğinde kendine de kızma, kutla bilakis… Yavaş yavaş azalacaktır, önemli olan farketmek ve o anda yargısız, nötr alanda kalabilmeyi seçmek, ‘bu onun seçimi ya da varoluş şekli’ diyebilmek…

İçsel özgürlük 💫

İnsanlara egodan değil, insanca, yargısızca yaklaşmak nasıl olurdu? Büyük resimden olayları, kişileri görebilmek?… Şunu hep hatırla ‘hiçbir şey göründüğü gibi değildir’… Bu bakış açısıyla, insanlara davranmak nasıl olurdu?… Yargılamayı bırakmak, kendi kişisel devrimini yaratmaktır, içsel huzura ve özgürlüğe giden yoldur…

Yargılamanın olduğu yerde sevgi yoktur, sevginin olduğu yerde de yargılama yoktur… 🦋💚

Şekersiz beslenme 🍀

Şekersiz beslenme 🍀

İki hafta oldu şekerli ve işlenmiş gıdalar tüketmeyeli… irademin her geçen gün daha da güçlendiğini hissediyorum…

Öyle güzel bir zamana denk geldi ki bu Hypatia kitap klübü ve seçilen ilk kitabın İrade Terbiyesi olması… Uzun zamandır sağlıklı beslenmek istiyordum ama iki gün yapıp sonra hop eskiye dönüyordum… Bu kitap o kadar iyi motive etti ki beni, daha güçlü bir varoluş seçimi yapmamı sağladı… Çok daha kararlı hissediyorum, özdisiplinim arttı… Daha sağlıklı gıdalar tüketiyorum… Güne limonlu su içerek başlayıp, hergün mutlaka sebze, meyve ve bir kaşık zeytinyağıyla birlikte zerdeçal da yiyorum… Zerdeçal hafızayı ve dikkati çok artırıp, karaciğerin kendini temizlemesini ve yenilemesini sağlıyormuş… Şekerli gıdaları, ekmeği bıraktım… işin güzel tarafı canım da çekmiyor artık… en çok zaafım olan çikolatayı bile…

Sağlıklı beslenme 🍀

Azra Kohen ve Natalie Barki’nin dünkü irade ve beslenme konulu sohbetini izlerken de öğrendim ki, şeker ve işlenmiş gıdalar iradeyi tüketip, dürtüsel yemeye sebep oluyormuş.. Şeker bağımlılığı olan kişilerin, diğer konularda da iradeleri zayıflıyormuş… Vücut kendi şekerini üretmede tembelleştiğinde, başka konularda da tembelleşiyormuş… Daha çok sebze meyve odaklı beslenme de daha fazla iradeye yol açıyormuş…

İnsanın sahip olduğu bu bedene karşı sorumluluk hissedip özen göstermesi, gösterecek iradeyi bulması gerçekten çok mutluluk verici ve insanı güçlü hissettiriyor… 💚🍀

Bedenin seni yönetmesin, sen bedenini yönetmelisin… Önce güçlü bir şekilde karar ver, bedenin seni takip edecektir…

İrade 💫

İrade 💫

İrade vazgeçmemek demek… inanmak… inandığın yolda yürümek… bazen hayatta kalmak için direnmek… bir işin devamını getirebilmek…

İrademizi en çok sarsan şey kurban gibi hissetmek… kurban gibi hissetsen de bu alanda fazla kalmamayı seçmek… gücünü hatırlamak…

İrade, yorulduğun zaman da vazgeçmemek, adanmışlıkla yoluna devam etmek… Zorluklar karşısında manevra yapabilmek… Belki de, neden vazgeçip neden vazgeçmeyeceğinin ayırdını yapabilmek…

Müthiş irade sahibi insanlar var, uygarlığa yön vermiş olan… Dostoyevski’ nin eserlerini mum ışığında yazmış olması… Mikelanjelo’ nun Sistina şapelini, iskelelerin üzerinde sırtüstü yatıp, yukarıya bakarak tam 4 yılda yapmış olması gibi… Antartika kaşifleri var, ya da Wendee Globe yarışları, dünyanın çevresinin tek başına bir yelkenli ile dolaşıldığı, dünyanın en zor yarışı…

Otopilotta, sıkıcı ve tembel hayatlar yaşamaktan çıkmak lazım… Farklı şeyleri merak etmek, araştırmak, okumak… Öğrenme tutkusu, insanı canlı kılan, iradeyi geliştiren en güzel araçlardan..

Birşeyleri sadece birileri yapıyor diye de yapmamak… kendi özünde olanı bulmak, yeteneğini bulmak… ne seni heyecanlandırıyor? Ona odaklanmak, o yolda yürümek… Anlamlı hayatlar yaşamak mühim olan…

Vazgeçmemek 💫

Diğerkâm olabilmek

Diğerkam olabilmek 💞

Bugün daha net anladım, amerikan ya da ingiliz menşeili kişisel gelişim eğitimlerinde beni rahatsız eden şeyin ne olduğunu…, diğerkâmlık eksikliği… Empatiden bahsedilir ancak empati zihinde olan birşey, duyguya inmez, inmesi de önerilmez…

Diğerkâmın anlamı, karşınızdakinin duygu ve düşüncelerini anlayabilmekten öte, aynı duyguları hissedebilmenizdir… Empati daha çok zihnin işi iken, diğerkâmlık aslen kalbin işidir… Bir arkadaşınız bir yakınını kaybettiğinde ”seni anlıyorum canım, çok acı” demek empati, onunla birlikte sessizce gözyaşı dökmek diğerkâmlıktır…

Çoğu kişisel gelişimci ise “başkasının duygusunu üstüne alma!, yok senin de enerjin düşer, frekansın düşer, düşebilir!” der… Ancak diğerkâmlık yaptığında gelişen dostluk kadar güzel bir hediye, yükselmişlik hali, doyurucu bir şey olabilir mi!…, gönlün doyurulması bu…

Sufi olan Musa dededen duydum diğerkâmlık meselesini… Bizim kültürümüzde, özümüzde olan birşey zaten,… oysa bu yabancı menşeili kişisel gelişim eğitimlerinde bizi kendi güzel değerlerimizden uzaklaştırıp, çok fazla kendine odaklı, daha bencil yaşamlara itiyorlarmış gibi hissediyorum bazen…

Bugün diğerkâmlık üzerine okuduğum bir hikaye bile gönlüme ne iyi geldi:

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: “sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?”

“Bakın göstereyim” demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış… Hepsi oturmuşlar yerlerine… Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar…

Ermiş:

“Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart koymuş…

“peki” demişler ve içmeye teşebbüs etmişler…

Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına… En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan…

Bunun üzerine “şimdi…” demiş ermiş… “Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe”, yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa…

“Buyrun” deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını… Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan…

“işte” demiş derviş.

“kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın, hayat pazarında alan değil veren kazançlıdır her zaman…”💫

Mutluluk için 🧚‍♀️

Mutlu hissetmek için 😀💗

Mutlu hissetmek geliştirilebilecek bir kabiliyet… Mutlu hissetmek için ♡:

  • Önce kendini tanı, kendini bil, sınırlarını farket ve koru…
  • Dürüst ve erdemli olmayı seç, bu sana her daim iç huzuru sağlayacaktır ve etrafında da senin gibi sahici, gerçek insanların olmasını…
  • Her gün şükret, belki bir şükür defteri tutabilirsin…
  • Gülmeyi hatırla…
  • İnsanlara selam ver, hal hatır sormada cömert ol…
  • Yargılamayı bırak, insanları olduğu gibi kabul et ve kendini de tabi ki…
  • İçindeki suç ve suçlamaları bitir…
  • İnsanların olumlu taraflarına odaklan ve takdir etmeyi bil!
  • Karşı taraftan ne istiyorsan, önce sen ver…
  • Seni zihinsel olarak yargıladığını farkettiğin ya da hissettiğin insanlardan uzak dur…
  • Seni gönülden desteklediğini hissettiğin, kabul bilincinde olan, paylaşabildiğin, iyi ve zenginleştiğini hissettiğin bir sosyal çevrede ol…

Mutluluğu belki de en çok etkileyen şey ilişkilerimizin kalitesi… Harward üniversitesinin yaptığı 75 yıllık araştırma sonucu da gösteriyor ki, mutluluğa giden yol, ne ünden, ne de zengin olmaktan geçiyor… 80 yaşına geldiğinde, dönüp arkana baktığında ‘mutlu bir hayat yaşadım’ diyebilmek, eşin, ailen, arkadaşların ve içinde yaşadığın toplumla ne kadar yakın ve güçlü ilişkiler kurabildiğine bağlı… Araştırma sonuçlarına göre, yalnızlık hissi, kişinin fiziksel ve ruhsal sağlığını olumsuz etkiliyor… Mutlulukta en önemli unsur ilişkilerde yaşanan tatmin, sıcaklık ve samimiyet… kaç kişiyle ilişkide olduğumuz değil…

İlişkilerde en önemli şey samimiyet ve sıcaklık 🦋

Mutluluğa giden yol, karşılıklı sevgi, saygı üzerine kurulan özenli ilişkilerden geçiyor… 🦋💫

Özünü hatırla !🧚‍♀️

Özünü hatırla 🌸

Sen düşüncelerin değilsin!.. Sen duyguların da değilsin!.. Etiketlerin, kimliklerinse hiç değilsin!..

İnsanoğlunun belki de düştüğü en büyük tuzaklardan biri bu,… kendini kimlik ve statüyle özdeşleştirmek…, etiketlerin kendi önüne geçmesi,… gerçeğini unutması… Bu etiketlerin ona bir ayrıcalık, üstünlük kattığını düşünmesi,… büyük aldatmaca…

Tüm bunlardan sıyrıl!.. sen bunların ötesindesin,.. sen titreşimsin,… sen özün bir parçasısın!,…sen okyanustaki bir dalgasın, aynı diğer  dalgalar gibi!… hatırla!… aldığın her nefeste hatırla!

Kalbinin ağırlığı bir tüyünkinden daha hafif olduğunda, bil ki cennettesin,… huzurdasın,… özünde, kendi gerçeğindesin!.. 🧚‍♀️

İçimizdeki doğal yokedici 💫

içimizdeki doğal yokedici

İnsan psişesindeki en aldatıcı ve en ele avuca sığmaz varlık ‘doğal yok edici’ dir. Bu varlığı yakından izlememiz ve denetim altında tutmamız gerekir…

İnsan acılarının çoğunun nedeni özensiz bir yetiştirilmeye bağlanabilse de, psişede, doğuştan gelen bir ‘doğaya karşı’ kuvvet vardır. Bu kuvvet olumlu olanın karşısındadır. Gelişmeye, uyuma ve vahşi olana karşıdır. O, içimize doğan, yıpratıcı ve öldürücü bir muhaliftir.

En iyi anababa bakımının olduğu durumlarda bile, bu ‘doğaya karşı’ olanın tek amacı bütün kavşakları çıkmaz yollara dönüştürmektir.

Bu yokedici zalim hükümdar, kadınların düşlerinde tekrar tekrar ortaya çıkar. Onların en ruhani ve anlamlı planlarının ortasında beliriverir. Kadını sezgisel doğasından koparır. Tırpanlama işi bittiğinde kadın kendini, duygularının öldüğü ve hayatını sürdüremeyecek kadar zayıf düştüğü hissinden kurtaramaz.

Kaynak: Kurtlarla Koşan Kadınlar 🧚‍♀️

%d blogcu bunu beğendi: