Ezber bozan yoga eğitimi

Ezber bozan yoga eğitimi

Bildiğim ezberler bozuldu… Zeynep Aksoy’ dan aldığım yoga eğitmenlik eğitiminde o çok meşhur aşağı bakan köpek pozunu yapmıyoruz artık…, çünkü fizyoterapistlerin de açıkladığı gibi el ve omuzlara çok yük bindirmemek lazım…

Hatırlıyorum da nasıl tabu gibi öğretilmişti bazı bilgiler aldığım ilk eğitimde… Aşağı bakan köpek sizin dinlenme pozunuz olacak diye anlatılmıştı, yok öyle birşey! Eller yük taşımak için yaratılmamış… Zaten bu pozu yıllardır pek sevememiştim, çok mutluyum…

Elin işaret parmağının kökü yere sıkı basacak, bu da iptal! El parmaklarının hemen altındaki yastıkçıklar yük bindirmek için hiç uygun değilmiş, eğer gerekiyorsa elin dış yan kısmından destek alınabilir!

Çoğu eğitimde hizalardan bahsedilir, bildiğimiz tüm hizalar da yalan oldu, çünkü kemik yapılarımız farklı… Pozlarda önce el ayak konumlandırılırdı, bu bilgi de iptal… Hem de çok haklı bir gerekçesi var, diz kalça problemlerine yol açabilir eğer senin kemik yapın farklı ise…

Matın üzerinde yapılan yoga sınırları aştı…, aslında bu yoga hareketlerinin hepsi egzersiz… Yoga pozları yani hatha yoga 17., 18. yüzyıllarda icat edilmiş, hatta ingiliz askerlerinin yaptığı hareketlerden etkilenilmiş! Çok eski metinlerde yogayla ilgili olarak bu pozlardan bahsedilmiyor…

Yogadaki hareketlerde hedefimiz hep fasya, fasyaya akışkanlığını geri kazandırmak… #fasya ile ilgili diğer yazıma da bakabilirsiniz. Sinir ve kan damarları fasyadan geçiyor, nadiler yani çin tıbbında da belirtilen enerji meridyenleri bu fasyadan geçiyor… Bu pozlar yoga ise yürüyüş, yüzme vs. gibi egzersizlerin hepsi yoga çünkü hepsi fasyayı hareketlendiriyor…

Yoga aslında daha farklı birşey, o bilinçteki yükselme hali, sonsuz ışık olma isteği ile alakalı birşey…. o yüzden ezberimin bozulduğu yoga derslerinde salınım da yapıyoruz dans eder gibi…, yuvarlanmalar yapıyoruz, matın dışına çıktık artık…

Bu çalışmaları yaparken zorlanmamak, öyle çaba içinde olmamak önemli… Kendimizi yeniden resetliyoruz, sensorimotor sistemimizi, propriyoseptif duyularımızı… O içten gelen hissi takip ederek akışta, dans eder gibi bir yoga bu, hareketlerin bir sırası yok, hisset hangi hareketi yapmak geliyor içinden…, içsel rehberliğine izin vermek, duyumlarını takip etmek, kendinle olan bağlantının artması bu, sonsuz ışıkla bağlantının artması… 💗💫

Varoluş seçimi

Varoluş seçimi http://www.ruhumayolculuk.com

En yakın dostuna içini dökmeye karar verdi: “Yine meditasyon sırasında aynı fikirlerle dans edip durdum, bu adamı sevdiğimi hissedemiyorum, meditasyon sırasında da beni rahatsız edip durdu, hiç saygısı yok, görgüsü yok… Geçen gün de beni ailemin yanında utandıracak bir laf etti… Kendime soruyorum ‘bu adamla yaşlanmak istiyor musun?’ cevap net bir hayır; ‘elini tutmak istiyor musun?’ hayır…; ‘hayallerini onunla gerçekleştirmek istiyor musun?’ yine hayır… O düşüncesiz, özensiz, duyarsız hallerini sevmiyorum…

Artık yeni bir hayat yaratmak istiyorum, etrafımdaki insanların düşüncelerinden özgürleşip kendi hislerime odaklanmak istiyorum, artık bana keyif vermeyen bu ilişkiden çıkmak  istiyorum… Uzun zamandır birbirimize karşı ilgi duymuyoruz, birbirimizin hislerine yabancıyız, bu kopukluk, iletişimsizlik çok yoruyor… Bu ilişki daha iyi bir hal alsın diye mücadele ettim o anlamadı, gittiğimiz  aile terapistine karşı da tavrı dalga geçer gibiydi, onun verdiği ödevleri yapmadı, anlamazlığa getirdi vs…

Aslında o kadar netim ki 1.5 yıldır bekliyorum, öyle kayıp bir bekleyiş…, daha önce de bu ilişkiden çıkmak istemiştim ama işler öyle sarpasardı ki, korkularım beni ele geçirdi ve geri dönüş yaşadım ama bu zaman zarfında bir kez bile iyi ki geri dönmüşüm diyemedim, 1.5 yıldır yüzüklerimizi takmıyoruz, hiç takasım da yok, aslında o da benden çoktan vazgeçmiş gibi, hiçbir çabası yok, bir yerde okumuştum gönül almasını bilmeyen kişiden uzak dur diye, ne kadar doğru…, bu değer vermektir, sevmektir…

Bu yaptığım meditasyon sonrası öyle cesur hissettim ki, hayatımda yeni yolların açılmasına, beni en yüksek potansiyelime götüren yolun açılmasına niyet ettim…

Artık bittiğini kabul etmem gerekiyor, artık bu düşünceler içimi acıtmıyor, belirsizlikler o kadar korkutmuyor… Yıllardır aynı hislerdeyim, biliyorum ki daha iyisini hak ettiğime inanmamla değişim başlayacak… Kendime yeterince direndim, yaşadığım o iç sıkılmalarının hep bir nedeni vardı, artık çok daha iyi anlıyorum.., artık kendi hayatımın gücünü elime almaya karar verdim, hayatımın kahramanı benim’ 🌠

Ailemden bana IŞIK olanlar 💫

Babam 67 yaşında, sorduğunda kendini 18 hissettiğini söylüyor, ağaca tırmanabiliyor, gayet fit ve sağlıklı, her sabah keyifle 1.5 saat yürüyüş yapıyor, gelip duşunu alıyor, güne böyle başlıyor, hiçbir sağlık problemi yok şükürler olsun, onun bu iç disiplini bana ilham…

En küçük halam 64 yaşında, bir doğa yürüyüşü grubuna üye, dağ bayır demeden yürüyüşlere katılıyor… Doğada şifa buldu, kemik erimesi, diz ağrıları vardı, nasıl oldu anlamadım, geçti. 10, 15 km lik yürüyüşlere katılıyor, ruhu hep genç kalanlardan o da… Kahkahası eksik olmaz, hala çizgi film izler, özgür ve bağımsız bir ruh… Çocukluğumda benim rol modelim, idolümdü…

Amcam 90 yaşında, kendimi bildim bileli günde en az 1 saat yürüyüş yapardı, evde hergün düzenli yaptığı kültür fizik hareketleri vardı. Aynı zamanda o bir sanatçı ruh, nota bilmeden çok güzel akordiyon çalardı, şiirler okurdu… Şu an Avustralya’da yaşıyor, hala hareketlerini yaptığını söylüyor…, gözleri dışında başka bir sağlık problemi yok, bu yaşında sadece bir dolgusu var ve bütün dişleri ağzında…

Ailemde bana ilham veren insanlar olduğu için gerçekten şanslıyım… Spor, yoga, doğa, sanat tutkumun nereden geldiğini anlayabiliyorum…💫🧚‍♀️

Çocuklar için günlük 🧚‍♀️

Yazmak kalbimi açan bir eylem, sihirli bir dünyaya açılan kapı… kendimle olan bağlantımı artırıyor, ruhumu besliyor… Niyetlerimden biri de farkındalıklı ebeveynlik, bu amaçla çocuklarıma günlük tutmaya karar verdim. Kalbime dokunan anları, yazıp kalıcı hale getireceğim…

Bir arkadaşım, 25.yaş doğum gününde, annesinin ona bebekliğinden o yaşına kadar, onunla ilgili tuttuğu günlüğü hediye ettiğini anlatmıştı. O kadar duygulanmıştı ki, sarılıp ağladığımızı hatırlıyorum…, çok etkilenmiştim… Çocuğum olursa günlük tutma fikri ilk o zaman oluşmuştu…

Aslında çocuklar doğduğunda ikisi için de ayrı ayrı bir süre günlük yazdım, babalarının yazıları da var aralarda, sonra unutmuşum bu günlük işini… Sabah bu fikir aklıma gelince günlükleri bulmak için bayağı bir uğraştım, sonunda buldum ve kızım için bir yazı yazdım…

Çocuklar için günlük tutmak, biliyorum ki beni anda tutacak, farkındalığımı artıracak, güzel anlara odağımı daha çok kaydıracak… Dileğim 25.yaş günlerinde onlara bu günlükleri hediye edebilmek… Yazarken mutlu oldum, belki bazı yazıları da paylaşırım burdan…

Güzel bir ‘an’

İlhamdan yaşamak, ilhamımı takip etmek… içimden yükselen niyet bu… Çabasızca kendiliğinden hatırladığım bir dua gibi…

Bahçedeyim, çayımı  yudumluyorum… Fonda Hypatia İstanbul Nisan 2020 spotify müzikleri… İçerden çekirdek çıtlama sesleri geliyor… ve ben ilhamın peşindeyim… Kuşların sesini duyuyorum, çeşit çeşit, favorim guguk kuşu… Bir taraftan böceklerin sesi geliyor, cırcır böcekleri, çok severim… sesler birbirine karışıveriyor, bir senfoni gibi… 

Tatlı tatlı esen rüzgar, ağaçların yapraklarıyla vals yapıyor adeta… rüzgâra en güzel eşlik eden de sarkık ters kara dut, nazlı bir gelin gibi… Kelebekler de dalların arasında uçuşuyor…

Yerde çalışkan karıncalar, ekip halinde yemek topluyorlar, ektiğim sebzeler en çok onları mutlu etti sanırım… Domates fidelerimin üstündeki yeni oluşan  meyveler, gözüme çarpıyor…, ellerimi yapraklarına  dokunuyorum, mis gibi kokuyor… Sardunyaların coştuğunu, kırmızı çiçeklerini farkediyorum…

Ve tam da şu anda ne gelecek planları, ne geçmiş, hiçbir şey… sadece şu an… anda olmanın büyüsü… ve gelen ilhamla bu anı yazmak… hafiflediğimi, genişlediğimi hissediyorum, bu an’ın hediyeleri için şükürler olsun🙏🧚‍♀️

Blog yazmanın faydaları

Bu blog yazımı erik ağacının altında yazıyorum, keyfim yerinde. Birşeyin faydasını bildiğim zaman onu çok daha tutkuyla, azim ve kararlılıkla yapıyorum.  Bu sebeple ilk blog yazımda da bahsettiğim üzere blog yazmanın faydaları üzerine düşündüm, araştırmalar yaptım. Öğrendiklerimi ve bana akan his ve bilgileri sizinle paylaşıyorum:

  1. Kesinlikle düşünce kaslarını harika çalıştırıyor, ne hakkında yazabilirim diye insan düşünmeye başlıyor ve odak bu konuda olunca zihin keskinleşiyor, algın genişliyor. Okuduğun kitap, izlediğin film, belgesel ya da herhangi bir program, bir diyalog, insan ilişkileri vs. herşey sana ilham vermeye başlıyor. ‘Burdan bir yazı çıkarabilir miyim’ kafası geliyor insana… Bu bakış açısı insanı canlı ve dinamik yapıyor, daha çok anda kalmasını sağlıyor
  2. Yazmak zihni çok güzel organize ediyor, yazdıkça konuşman ve kendini ifade etme gücün çok artıyor, bu da özgüveni oldukça destekliyor.
  3. Yazacağın konu hakkında seni okumaya, araştırmaya sevk ediyor. Bu bilgileri sentezleme, bir akış oluşturma yeteneğin gelişiyor. Tüm bu bilgiler üzerinde kafa yorup, ruhunu katıp yazıya döktüğün zaman öğrendiklerin kalıcı hafızaya gidiyor. Bu da yine zengin kelime dağarcığı, güçlü sözcükler demek, içi dolu, alt yapısı sağlam konuşma demek, yine özgüveni destekliyor
  4. Yazdıkça zenginleşirsin. Sende olanı artık aktarmaya başlamışsındır, diğerlerine de ulaşıyorsun, belki de ilham oluyorsundur. Yaşam paylaştıkça çoğalıyor, geribildirimlerle sen de zenginleşip mutlu oluyorsun.
  5. Bu blog üzerinden arkadaşlıklar, dostluklar gelişebilir. Aitlik yasasına göre benzer benzeri çeker, o yüzden seni okuyanlar da çoğunlukla benzer frekanslardır.
  6. Öğrenmeyi derinleştirir. Ben kitap okuduktan sonra çok az şey hatırladığımı farkediyorum, ya bir kitap klubüne üye olup kitabı enine boyuna tartışacaksın, ya bir arkadaşına, eşine dostuna anlatacaksın ya da yazacaksın. Yazmanın gücü vardır yalnız, yazmak kalıcıdır. Benim de aklımdaki konulardan biri okuduğum kitaplarda ruhuma dokunanlar hakkında özgünce yazmak
  7. İşin içinde okumak, araştırmak bir de yazmak olunca entelektüel zeka bir hayli gelişiyor, yaratıcılık artıyor; sohbetlerinizin derinliğini siz düşünün artık ve bundan alınan hazzı…
  8. Tüm bu aktiviteler beynin ön lobunu çok güzel geliştiriyor
  9. Yazmak senin için bir tutkuysa; tutkuyla iş yapmak, kendini gerçekleştirmek mutlu insan demek
  10. Bir de tutkuyla yaptığın bu işten maddi gelir de elde edersen müthiş!
  11. Kendi kendinin patronu olduğun, çalışma saat, gün ve mekanına kendinin karar verdiğin böyle bir iş muhteşem ötesi

Blog yazmaya başladığımdan beri aklıma sürekli fikirler geliyor, odağım burda,  bu işte    yaratıcılık, gelişim, heyecan, aradığım herşey var, ben tutkumu buldum, aşkla yazmaya devam

İlk blog yazım

Blog yazmak 💫

Off! Yazmak için mükemmel saatler, sabah saatin altısı… Şimdi ilham kanalına bağlanıyorum. Fikirlerin, icatların, şiirlerin, bestelerin olduğu kanal…

İyi ki Elif sınırlarını aşmanın, kendini aşmanın, kendini gerçekleştirmek olduğunu söyledin, iyi ki ertelemenin kendine ihanet olduğunu belirttin! Bir şeyi ilk defa yaptığında konfor alanından çıktığın için sınırlarını aşan bir eylem gerçekleştirmişsindir. İşte böyle böyle gelişir ve kendini gerçekleştirirsin! Herşey bir düşünce ile başlıyor doğru ancak sistem düşünceyi ödüllendirmiyor, sistem eylemi ödüllendiriyor, o yüzden harekete geçmek çok önemli…

Tam altı ay aldı bloğumu kuralı bugün yazarım, yarın yazarım derken egonun tuzağına düştüm ve bu işi erteledim! Aslında çocukluğumdan beri yazıyorum, duygularımı, düşüncelerimi, kimselere anlatamadıklarımı kağıtlara döktüm, yazarak meditasyondu bu benim için, zihnim organize oluyordu adeta!

İki yıl evvel gittiğim astrolog Merkür retroyken doğduğumu, bu dönemde doğanlardan çok iyi yazarlar çıktığını söyledi. İki ay sonrasında gittiğim numerolog da ‘yazmazsan ölürsün gibi bir durumun var senin’ dedi. Tüm bunlar işaret gibiydi, zaten yazıyordum, ‘Sanatçının Yolu’ adlı kitapta da her sabah uyanır uyanmaz 3 sayfa içinizden aktığı gibi sansürsüz yazın diyordu. Ben de halen sabah sayfaları yazıyorum, bir çeşit terapi… Hem harika fikirlerin çıktığı, hem de kendini keşfedip, gölge taraflarını farketmek, kendini derinlemesine tanımak için muhteşem bir alan…

Geçen sene ise blog yazma düşünceleri yoğunlaşmaya başlamıştı… paylaşma arzusu, belki birilerinin ruhuna dokunurum, ilham olur düşüncesi harekete geçirmişti beni… Bu sınırları aşmaktı, bu kendini, potansiyelini gerçekleştirmekti!.. En önemlisi de heyecan duymaktı…

Dün ilk blog yazımı yazmaya karar verdiğimden beri enerjim o kadar yüksek, keyfim o kadar yerinde ki demek ki doğru yoldayım, yaşam amacımın yolundayım… Doğru şeyi yapmanın verdiği güç, heyecan, bu bir tutku…

Çoğu kez gözlerimi kapadığımda kendimi Assos’ ta yazarken vizyonluyordum. Bir şeyin vizyonu beyne düştüğünde artık gerçekleşmek üzere yola çıkmıştır derler. Beğenilme kaygısına düşmeden özden, ilham kanalından yazmak arzum… İçimde kimi zaman bir şair, kimi zaman bir yazar var ve benimle tatlı tatlı konuşuyor, ruhumu öyle güzel besliyor ki… Beynimde keşke bir kayıt cihazı olsa da hemen kaydetse unutmasam diyorum…

Dün Elif’ in sözleriyle öyle güzel aktive oldum ki, gün içersinde aklıma gelen düşünce, söz, tanım vs. ne varsa ses kaydı yapmaya başladım. Bunlar konu olabilir, ordan esinlenip akabilirim…

Artık blog yazma konusunda harekete geçtiğim için gerçekten çok mutluyum. Bu korona günlerinde, işe gitmemem, doğrusu ruhumu çok da beslemeyen alandan uzak kalmam blog yazma arzum için çok güzel bir zemin hazırladı. Artık yazmaya başladım ve bu yazma arzumu daha da alevlendirmek için blog yazmanın faydalarını araştırıp, burdan paylaşacağım, sevgiler… 💫🧚‍♀️

KATEGORİLER BLOK YAZMAYA BAŞLAMA

Neden karavan istiyorum?

Çocukluk hayalim karavan… Bu arzu bir buçuk yıldır çok yoğunlaştı ancak araya hep başka şeyler giriveriyor. Hatırlamak, arzu ateşimi körüklemek amacıyla neden karavan istediğimi maddeler halinde sıraladım.

  1. Minimalist yaşamın simgesi
  2. Özgürlükçü bir yaşam tarzı
  3. En kısa tatilleri, haftasonunu bile değerlendirebilme imkanı
  4. Keşfetmenin, hep farklı yerler görmenin coşkusu, sevinci
  5. Yeni rotalar, yeni keşifler, maceracı ruhumun tatmini
  6. Doğada olmanın dayanılmaz mutluluğu
  7. Elektriğini, hatta suyunu doğadan elde edip bu kaynakları tasarruflu kullanarak, doğayla dost bir yaşam tarzı
  8. ‘az çoktur’ felsefesi, az ama öz yaşam alanı, temizliği kolay
  9. Çok eğlenceli ve keyifli
  10. Daha az para harcayarak Avrupa turu yapma imkanı
  11. Yaşadığını daha çok hissetmek
  12. Rutin dışına daha çok çıkma imkanı
  13. Ailecek gezmenin, çocuklarıma da yeni yerler görme imkanı tanıyarak yaşam zenginliği sunma imkanı
  14. Hepimiz için yaşam zenginliği
  15. Youtube veya instagram hesaplarımızdan yaşam deneyimlerimizi paylaşıp, insanlara ilham olmak
  16. Sistemin sana dayattığı yaşam tarzının dışına çıkıp, hayallerini yaşama fırsatı
  17. ‘gezmek ruha şifadır’ mottosuyla bol bol şifalanma imkanı
  18. Gezgin, kaşif olmak, yazmak için harika besleyici bir alan
  19. Ruhumun nilüfer çiçeği gibi açılacağını bilmek
  20. ‘tiny house’ küçük ama gezen ev hayalimi gerçekleştirmek
  21.  Doğanın daha çok tadını çıkararak, doğayı daha çok hissetmek, enerji frekansımın daha çok yükselmesi
  22. Denizin hemen dibinde ya da harika manzaralar eşliğinde güne başlamak
  23. Ve tabi ki çocukluk hayalimi gerçekleştirmenin müthiş mutluluğu

Olsun ve öyle de oldu 🙂

DOĞAYLA DOST KOMPOST SİSTEMLER… 🍀

İki sene evvel çadır kamp işlerine heveslenmiştim. Üç kez de çadırla kamp yapma deneyimim oldu. Herşey çok güzeldi,.. tam bir nehrin dibinde çadırını kurmak, doğayı iliklerine kadar hissetmek vs.. Ancak tuvalet konusu benim için bir sorundu… En son 2 gün için gittiğim kamp yerinde de o kadar huylandım ki, dönüşte tam bir hafta hasta yattım ishalden…

Tüm bu maceralar aslında yavaş yavaş beni karavana doğru yönlendiriyordu, zaten her çadırcının hayali bir gün karavan sahibi olmakmış! Öncelikle karavandaki tuvalet sistemlerini araştırmaya başlamıştım! Üç çeşit vardı, karavancıların çoğu kasetli olanları kullanıyordu. Yaklaşık 20 litrelik atık su (siyah su) kapasitesi olup, dolduğu zaman benzinliklerdeki tuvaletlere ya da kamp yerlerindeki özel boşaltma yerlerine boşaltılabiliyormuş. Kişi sayısına bağlı olarak 2-4 gün arasında boşaltım işlemini yapmanız gerekiyormuş, doğrusu karavancıların en hoşlanmadıkları konulardan biri buymuş!

Bir diğer sistem majeratörlü yani yat tipi tuvaletler, hazinesi oldukça fazla 200 lt kadar, sadece kamp yerlerindeki özel boşaltma yerlerine boşaltılabiliyormuş. Hem kasetli hem de majeratörlü sistemlerde koku olmasın diye ve katı atıkların parçalanması için doğa için oldukça zararlı kimyasallar kullanılmakta! Maalesef bu yat tipini kullanan bazı kişiler yol kenarlarına siyah sularını boşaltabilmekte, aynı denizlerde yatların atıklarını denize bırakması gibi… Bir de majeratörlü sisteminiz varsa, Avrupa turu yapamazsınız çünkü Avrupa bu sistemi kabul etmiyor!

Gelelim benim favori sistemime… Kompost tuvaletler, doğa dostu, sürdürülebilir, ekolojik… böyle bir sistemin olması doğrusu beni çok mutlu etti! Susuz bir sistem bu, insana hijyenik olmazmış gibi geliyor ancak tuvaletteki koku, idrarla dışkının birbirine karışmasından kaynaklanıyormuş! İki bölmesi var, öndeki kısım idrar için, arka bölümse dışkı… Arka bölümüne toprak, talaş, hindistan cevizi kabuğu ya da yapraklar konabiliyor, iş bitiminde yandaki kolu çevirip dışkının toprakla karışması sağlanıyor. Bu sistemin bir de elektrikle çalışan havalandırma sistemi bulunmakta… Koku yapmadığını hatta toprak koktuğunu söyleyenler var. Kompost tuvaletler tiny houselarda da çok sık tercih edilen bir sistem…

Aynı zamanda kompost sistemindeki atıklar, eğer 6 ay ile 1 yıl arası bekletilirse, patojen yani hastalık yapabilecek maddeler dönüştüğünden, sonrasında rahatlıkla gübre olarak kullanılabilmekteymiş… İşte bu sürdürülebilirlik, harika bir ekolojik döngü! Karavana dönersek, eğer sürekli karavanda yaşıyorsanız ayda 1 kez değiştirmeniz yeterli oluyormuş! Karavan için bu çok iyi bir süre, su kaynaklarının da sınırlı olduğu düşünülürse…

Bizim ülkemizde üretimi ve satışı yok, fazla kullanan da yok dolayısıyla! Yurtdışından sipariş verebilirsiniz, yaklaşık 1000 dolar civarı… Youtube, instagram ya da pinteresttten araştırdığınızda kompost tuvaletini kendi yapanlar da çok… Neden biz de bunun bir Türk versiyonunu üretmeyelim, burdan girişimci ruhlara çağrım olsun! Ülkemizde de hem doğa bilincinin, hem de doğa dostu bu tip sistemlerin kullanımının artması dileğiyle 🙏🦋

Durmak

Çok fazla onu yap bunu yap alanında durup kendimi sıkıştırmak istemiyorum. Ruhumun pusulasını takip etmek arzum… Birşeyleri yapmak zihnimden değil de ruhumun derinliklerinden aksın istiyorum… Hayatımdan -meli, -malı, gerekli ifadeleri de çıksın!… Böyle bir yaşam mümkün mü?

An’da kalmak, farketmek, hissetmek, daha da bi kalpten yaşamak niyetim… İçsel rehberliğimi takip etmek, ruhumun fısıltılarını daha çok duymak arzum…

Öyle öğretilmişiz ki, çok şey yaparsak iyi, çok çalışmak gerekli… Belki de bu sanayi devriminin etkileridir… İnsanlar çalışsın, hep üretsin, hep birşey yapsın…

Ya bazen de yapmasın!… Hareketsiz kalsın!… Hareketsizlik gerçekten ayaklarını uzatıp dinlenmek demek… Batılı insan için gerçekten çok zor birşey durmak, sessizlik ve dinginliğe yer vermek… Makine değil insanız biz! Kendimize dinlenmek için izin vermezsek yaptıklarımızın tadını nasıl çıkaracağız! Bu yüzden yogada da en önemli pozdur ceset pozisyonu… Bu dinlenme anları enerjinin, ilhamın bedenimize aktığı, kaynakla bağlantı kurduğumuz anlardır…. Çok kıymetlidir bu anlar, kendimize giden yoldur…

%d blogcu bunu beğendi: