‘Om’ mantrası 🧚‍♀️

Evrendeki her şey enerjidir ve her enerji bir titreşime sahiptir… Her şey önce ses titreşimi ile başlıyor ve bu mantra olarak adlandırılıyor…

‘Om’ mantrası 💫

‘Om’ mantrası evrenin doğal titreşim sesidir… dünyanın da oluşum mantrası, dünya oluşurken çıkan sestir… Denir ki tüm sesler kesilse, evrende sadece ‘om’ sesi duyulurmuş…

Aslında ‘om’, ‘aum’ harflerinin birleşimidir… ‘a’ sesi güneşi ve eril enerjiyi simgeliyor… ‘a’ yı taç çakramızdan alıyoruz enerji bedenimize, taç çakrası başımızın üstündeki bölüm… ‘m’ sesi dişi enerjiyi simgeliyor… ‘m’ dünya ananın enerjisi, üstünde yaşadığımız gezegenin… Her ikisi kalp çakramızda buluşuyor… ve kalbin enerjisi sevgi, evrenin yapıtaşı… Evrenin yapı taşının vokali ‘u’… ‘a’ ve ‘u’ sesleri birleşiyor, ‘o’ sesi oluyor… ‘Om’ derken ‘m’ ye geldiğimizde dilin ucunun damağa değmesi önemli, epifiz bezinin de aktive olması için…

‘Om’ mantrasının etkileri nelerdir? 🦋

Peki bu herşeyin başlangıcı olan ‘om’ mantrasının faydaları nelerdir?… Hindistan’da psikiyatrların yaptığı bir araştırmada, “om” mantrası söylemenin beyin üzerindeki etkileri değerlendirilmiş… “Om” mantrasının duygusal regulasyonu sağladığı, vagus sinirini uyardığı, vagus sinirinin beyinde bağlandığı bölgelerde stresin azaldığı tespit edilmiş…

Gününüze ‘Om’ mantrası ile başlayabilirsiniz ya da yoga pratiğinizin öncesinde de söyleyebilirsiniz… ‘Om’ sesi, uyanıklığın, farkındalığın ve yüksek bilincin mantrasıdır….

Mantra meditasyonu 🧚‍♀️

Mantra meditasyonu 💫

Son günlerde  bildiğim meditasyonları ve bendeki etkilerini deneyimliyorum… En zorlandığım, çoğu zaman sessiz oturuş, özellikle zihnim çok yoğunsa…

Şu aralar bana en iyi gelen, enerji frekansımın çok yükseldiğini hissettiğim, bedenimdeki hücrelerin hepsinin sanki teker teker titreşdiğini duyumsadığım meditasyon, mantra meditasyonu… Müthiş bir yükselmişlik hali, meditatif alan, hafiflik hissi… sanki başka boyutlara açıldığımı hissediyorum…

Mantra meditasyonunu yapmak gerçekten çok kolay… ekstra odaklanmaya ihtiyaç kalmadığı için… Mantrada kullanılan seslerin yarattığı vibrasyonlar, merkezi sinir sistemi üzerinde sakinleştirici etkisi yapıyor, bu da kolaylıkla meditatif hale geçebilmeyi sağlıyor…

Zihni serbest bırakmak 🦋

Evrendeki her şey ses titreşimi ile başlıyor ve bu mantra olarak adlandırılıyor… man zihin demek, tra serbest bırakmak… zihni serbest bırakmak…

Mantra çok güçlü bir araç, modumuzu kolaylıkla yükseltmeye yarayan… mantraları dinlemek bile çok etkili… Ancak kendi sesimizi duyarak, damağa baskı yaparak söylemek, mantranın gücünü en az iki üç kat daha fazla artırıyor… çünkü sesimiz, ellerimiz gibi bizim şifa kaynağımız… Bunun yanısıra damağımızda bir çok farklı meridyen noktası bulunmakta… Damaktaki bu farklı meridyenlere dilin yaptığı baskı ile vücudun kimyası değişiyor… Mantraların sözleri de Gurmukhi ve Sanskrit dilinde olduğu için, bu dildeki sözler, damaktaki doğru noktalara baskı yapabilmeyi sağlıyor… Mantralar bizi baştan sona yenileme ve hücresel anlamda değiştirme gücüne sahip…

Mantralardaki sözlere de genel olarak baktığımızda, bize içimizdeki gücü, o yüce halimizi, tanrısal gücümüzü hatırlatan temel sözlerden oluştuğunu görüyoruz…

Manta söylemek 💫

Çok üzgün ya da çok öfkeli olduğumuz zamanlarda da mantra söylemek, negatif düşüncelerden uzaklaşmamızı  sağlıyor… Kendinize bir bakın, mantra söylemek ya da dinlemek size nasıl hissettiriyor?… Mantraları evde, işte, yolda giderken de dinleyebilirsiniz… Bazen sadece bir mantrayı dinlemek isteyebilirsiniz, belki 1 ay… daha sonra o frekansla uyumlanmaya başlayınca sizin frekansınız da yükselmeye başlayacaktır…

 “Bir mantranın sesi fiziksel bir ses değildir, o spiritüel bir sestir. Kulak onu duyamaz, fakat kalp duyar. Ağız onu telaffuz edemez, ama ruh edebilir. Mantraların kudret ve anlamı, sadece özel deneyimlerle ve olaylarla onun yaratılışına ilerleyen ve onu ayrılmaz biçimde içine işleyen kişiler içindir.” 💫

Lama Govinda

DOĞAYLA DOST KOMPOST SİSTEMLER… 🍀

İki sene evvel çadır kamp işlerine heveslenmiştim. Üç kez de çadırla kamp yapma deneyimim oldu. Herşey çok güzeldi,.. tam bir nehrin dibinde çadırını kurmak, doğayı iliklerine kadar hissetmek vs.. Ancak tuvalet konusu benim için bir sorundu… En son 2 gün için gittiğim kamp yerinde de o kadar huylandım ki, dönüşte tam bir hafta hasta yattım ishalden…

Tüm bu maceralar aslında yavaş yavaş beni karavana doğru yönlendiriyordu, zaten her çadırcının hayali bir gün karavan sahibi olmakmış! Öncelikle karavandaki tuvalet sistemlerini araştırmaya başlamıştım! Üç çeşit vardı, karavancıların çoğu kasetli olanları kullanıyordu. Yaklaşık 20 litrelik atık su (siyah su) kapasitesi olup, dolduğu zaman benzinliklerdeki tuvaletlere ya da kamp yerlerindeki özel boşaltma yerlerine boşaltılabiliyormuş. Kişi sayısına bağlı olarak 2-4 gün arasında boşaltım işlemini yapmanız gerekiyormuş, doğrusu karavancıların en hoşlanmadıkları konulardan biri buymuş!

Bir diğer sistem majeratörlü yani yat tipi tuvaletler, hazinesi oldukça fazla 200 lt kadar, sadece kamp yerlerindeki özel boşaltma yerlerine boşaltılabiliyormuş. Hem kasetli hem de majeratörlü sistemlerde koku olmasın diye ve katı atıkların parçalanması için doğa için oldukça zararlı kimyasallar kullanılmakta! Maalesef bu yat tipini kullanan bazı kişiler yol kenarlarına siyah sularını boşaltabilmekte, aynı denizlerde yatların atıklarını denize bırakması gibi… Bir de majeratörlü sisteminiz varsa, Avrupa turu yapamazsınız çünkü Avrupa bu sistemi kabul etmiyor!

Gelelim benim favori sistemime… Kompost tuvaletler, doğa dostu, sürdürülebilir, ekolojik… böyle bir sistemin olması doğrusu beni çok mutlu etti! Susuz bir sistem bu, insana hijyenik olmazmış gibi geliyor ancak tuvaletteki koku, idrarla dışkının birbirine karışmasından kaynaklanıyormuş! İki bölmesi var, öndeki kısım idrar için, arka bölümse dışkı… Arka bölümüne toprak, talaş, hindistan cevizi kabuğu ya da yapraklar konabiliyor, iş bitiminde yandaki kolu çevirip dışkının toprakla karışması sağlanıyor. Bu sistemin bir de elektrikle çalışan havalandırma sistemi bulunmakta… Koku yapmadığını hatta toprak koktuğunu söyleyenler var. Kompost tuvaletler tiny houselarda da çok sık tercih edilen bir sistem…

Aynı zamanda kompost sistemindeki atıklar, eğer 6 ay ile 1 yıl arası bekletilirse, patojen yani hastalık yapabilecek maddeler dönüştüğünden, sonrasında rahatlıkla gübre olarak kullanılabilmekteymiş… İşte bu sürdürülebilirlik, harika bir ekolojik döngü! Karavana dönersek, eğer sürekli karavanda yaşıyorsanız ayda 1 kez değiştirmeniz yeterli oluyormuş! Karavan için bu çok iyi bir süre, su kaynaklarının da sınırlı olduğu düşünülürse…

Bizim ülkemizde üretimi ve satışı yok, fazla kullanan da yok dolayısıyla! Yurtdışından sipariş verebilirsiniz, yaklaşık 1000 dolar civarı… Youtube, instagram ya da pinteresttten araştırdığınızda kompost tuvaletini kendi yapanlar da çok… Neden biz de bunun bir Türk versiyonunu üretmeyelim, burdan girişimci ruhlara çağrım olsun! Ülkemizde de hem doğa bilincinin, hem de doğa dostu bu tip sistemlerin kullanımının artması dileğiyle 🙏🦋

Doğadan güç alıyorum 🧚‍♀️

Doğadan güç alıyorum 🧚‍♀️

Doğadan güç alıyorum Elementlerden, topraktan,

Sudan, havadan, ateşten

Doğadan güç alıyorum

Yağmurdan ve güneşten, ışıktan

Mucizeden güç alıyorum,

Yeni doğan tomurcuklardan

Çiçeklerden, ormandan güç alıyorum

Yeşilden, kırmızıdan, mordan

Kokulardan, nehirlerden güç alıyorum

En yüksek dağdan, derin mavi denize

Okyanuslardan güç alıyorum

Kardan, herşeyi beyazla kaplayan

Karanlıklarımdan, aydınlık tarafımdan güç alıyorum

Geceden, gündüzden, yıldızlardan

Işıktan güç alıyorum

Sonsuz gökyüzünden, mehtaptan

Güneşten, mevsimlerden güç alıyorum, doğanın ritmiyle akıyor kanım, Doğanın ritmiyle atıyor kalbim

Ben bir çiçek gibiyim, hiç solmayan

Tüm enerjiyi emen, rüzgarla beslenen

Hayatı soluyan, dağlardan güç alan

Ben mucizeyim, dünya gezegeninde,

Yanlız olmadığını bilen, Tanrının mucizesinin, Tanrının evreninin

Baş kahramanı insanım ben!

Powered by nature- Secret Garden

Bu harika şarkıyı dinlemek için powered by nature yazısına tıklayınız 💫

Öz doğanla bağlantıda mısın? 🦋

İçgüdüsel doğa 🧚‍♀️
Kendini aşırı derecede yavan, yorgun, kırılgan, çökkün, kafası karışık, suskun, dizginlenmiş ve heyecansız hissediyorsan...
Kendi temponda ısrar etmeyip, çekiniyorsan, kendini yenilemekten uzaklaşmış, kendini açığa vurmaktan korkuyorsan...
Kendini korkmuş, zayıf, esinsiz, cansız, ruhsuz, anlamsız, utangaç, sürekli kızgın, hafifmeşrep, sıkışıp kalmış, yaratıcılıktan uzak, bastırılmış hissediyorsan...
Kendini güçsüz, sürekli kuşku içinde, sarsak, tıkanmış, bir işin sonunu getiremez, yaratıcı hayatını başkalarına teslim eden, eş, iş ya da arkadaş seçiminde hayatın altını oyan tercihler yapan biri olarak hissediyorsan...
Otorite önünde siniyorsan,.. karşı koymaktan, sesini yükselterek karşı çıkarak konuşmaktan korkuyorsan,ya da çok kolay uzlaşmacı ya da nazik biri olmaktan...
Kendini aşırı koruyucu, uyuşuk, belirsiz, mütereddit, kişiliğine uygun adımlar atamayan ya da sınırlar koyamayan biri olarak hissediyorsan... Bir yolculuğa çıkmaktan, bir başkasına bakmaktan, koşmaya devam etmekten, durmaktan, yavaşlamaktan korkuyorsan... 

Tüm bu duygu tonlu belirtiler içindeki içgüdüsel doğanla, vahşi güçle bağlantının koptuğuna dair belirtilerdir…

Kaynak: Kurtlarla Koşan Kadınlar 💫

Çocuklarınıza Tutunun 💫

Yeni niyetlerimden biri de mindfullness ebeveynlikti… Bu niyeti yazdığım gün karşıma youtubedan sevgili @zeynepaksoy ‘un reset adlı kanalından ‘çocuklarınıza tutunun’ adlı bölüm çıktı. Bu bölüm Dr.Gabor Mate ve Dr.Neufeld’ in aynı isimli kitabı ile ilgiliydi. Yazarlar kendi çocuklarıyla yaşadıkları problemlerden yola çıkarak bu kitabı yazmışlar. Ders çalışır gibi notlar aldım, bu notların derlemesini paylaşmak istiyorum:

Büyürken, özellikle ergenlik döneminde çocuklar için arkadaşları ailelerinden daha önemli olmaya başlıyor. Çocuklar ailesi ile evde kalmak yerine arkadaşlarını tercih ediyor. Çocuğun yörüngesinde kim olduğu çok önemli. Çocuklara, arkadaşlarının yörüngesinde olmak hiç de iyi gelmiyor. Arkadaşlıkları ne kadar sağlam? Ergenler arkadaşlarını aile gibi görmeye başladıklarında intihara varan durumlar olabiliyormuş! ‘Çocuklarınızın yörüngesi size dönsün’ diyor yazarlar…

Çocuklarınızla nasıl bağlar kuruyorsunuz?

Ergen olunca odasına kapanan, yemeğe gelince suskun olan, sonra odasına geri dönen, anne babasıyla hiç bağ kurmayan çocuğu, aile aynı evin içinde kaybetmeye başlıyor.

Çocuklarımızın yanında nasıl varolduğumuzu keşfetmemiz önemli!

Ergenler az konuşuyorlar, onları azarlamak daha olumsuz sonuçlara yol açıyor. Ebeveyn çocuğunun onlara karşı bir davranış problemi olduğunu söylüyor ancak bu bir davranış değil ilişki problemi!

Ergen yörüngesini arkadaşlarına çeviriyor sanki ailesini arkadaşlarıyla aldatıyor gibi bir durum…

Ergenler yörüngesini arkadaşlarına çeviriyor…

İnsan ilk doğduğu andan itibaren bağ kurmak üzere yaratıldı, yoksa ölür. Bağ kurmak temel ihtiyaçların da ötesine geçen bir durum… Aslında bu bağ kurma yer çekimi gibi hiç düşünmememiz gereken bir şey.

Eğer bağlar iyi ise çocuk içgüdülerini dinleyebiliyor ancak bağlar iyi değilse çocuğun içinden gelen şeyler de iyi olmamaya başlıyor.

Yaşadığımız dünyada bağlar iyice azaldı. Bunu farketmek için farkındalık lazım. Bağ kurmak konusunda bir örnek: yürüyüşe çıktın ve kayboldun, o zaman etraftaki çiçekleri, ağaçları farketmiyorsun, bütün enerjini yolunu bulmak için harcıyorsun. Psikolojik olarak da yörüngeni kaybettiğinde aynı şey oluyor, çocuklar kim olduklarını, neyin iyi olduğunu bilemiyorlar, bu durumda çocukların yardıma ihtiyaçları oluyor. Çocuklar en çok fiziksel olarak zarar görmekten ve psikolojik olarak kaybolmaktan çok korkuyorlar.

Çocuklarla bağ kurmak 💗

Bazen insanlar daha erişkin yaşlarında bile anne babasını kaybettiğinde kayboluyor, yörüngesini o kadar çok ebeveyne çevirmiş ki, o kişi gidince özlüyor. Bir de çocukları düşünün, 24 yaşına kadar karakterleri tam oturmuyor, onların yörüngelerini kaybetmeleri hiç iyi bir his olmuyor!

Bağ kurma paternlerinin çocukların üzerindeki etkisi yeni anlaşılmaya başlandı. Çok güzel bir söz var ‘Çocuğunu anlamazsan ona katlanamazsın’. O yüzden nasıl bağlar kurulduğunu farketmemiz çok önemli. Arkadaşları etrafında yörüngelerini oturtan çocuklar daha basit bağlanma yollarıyla kalıyorlar, kompleks olanlara geçemiyorlar.

6 çeşit bağlanma yolu var:

1.Sadece fiziksel yakınlıkta olduğu için bağlanmak: Bebeklik döneminde görülen bağlanma şekli; görerek, koku hissederek, ses duyarak gelişir. Bebek fiziksel olarak yakınında biri olsun istiyor. Bir insan ne kadar az olgun olursa sadece bu fiziksel bağlanma seviyesinde kalıyor. Tek istedikleri yan yana olmak, ilkel, yanyana ama yüzeysel konuşma… Bu tarz bağ iletişimle ilgili değil! Bu tarzda yeter ki arkadaşlarımın yanında olayım, ne dediğimiz önemli değil gibi bir güdü var. Bu bozulmuş bir güdü…

2.Aynı, benzeri olmak: İkili yaşlarda başlıyor. Çocuk en yakın hissettiği kişiye benzemeye çalışıyor, aynı davranıyor. Günümüzde çocukların kelime hazineleri daha düşükmüş, ebeveynlerine bağlanacaklarına, arkadaşlarına bağlandıkları için.. Çocuklar günümüzde dili, konuşmayı, yürümeyi, görüntü ve hareketlerini özdeşleştikleri kişiden öğreniyorlar. Ne kadar az özgür bir insansa bu çocuk, o kadar fazla oluyor özdeşleşme hisleri. Örneğin şarkıcılarla özdeşleşme oluyor, bir popstar ebeveynin yerini alabiliyor.

3.Ait hissetmek, sadık olmak: İkili, üçlü yaşlarda gelişiyor, küçük çocuk yakınındaki kişiye benim demeyi seviyor. Ergenler de o arkadaş benim demeye başlıyor, bazen bu ölüm kalım meselesi haline gelebiliyor. ‘Bu benim arkadaşım’ bunun arkasında büyük sadakat var, doğru yanlış farketmez taraf tutma var, sır tutma var. Bu da olgun bir bağlanma şekli değil… Yörüngesi kendi yaş grubuna dönmüş ve kızlarda daha çok görülüyor bu bağlanma şekli!

4.Biri için önemli olmayı aramak: Okul öncesi dönemde hep bir onay arama başlıyor çocuklarda. Bazen kötü bir bakış, ya da onaylanmadığını hissetmek çocukları çok olumsuz etkiliyor. Ergenlikte de yörüngesi arkadaşlarına dönmüşse, onay almak çok önemli oluyor. Bağ kurduğu kişiden onay alamamak çocuğu çok kırılgan hale getiriyor. Anne babalar da mükemmel olmasalar da çocuğu arkadaşları kadar kırmıyorlar. Çocuklar olgun olmadıkları için birbirlerini kırma yolları da olgun olmuyor.

5.Hislerle bağ kurmak: Şimdi duygular işin içine giriyor, sıcak hisler duyuyorsun, yakınlık, sevgi hissi. Çocuk için daha yoğun oluyor bu hisler. Ebeveynine duygusal olarak daha yakınlık duyan çocuk ebeveyninden uzak olmaya daha tahammüllü oluyor. Yani fiziksel olarak uzak olsa da arada duygusal bağ olduğu için zihninde tutuyor bu bağı. Bu bağ şekli de şöyle tehlikeli olabiliyor: Birine kalbini verirsen, kalbin kırılabilir. Sevip ızdırap çekmiş insanlar kırılmamak için daha az bağ kurma yollarını buluyorlar. Çocuklar bu kadar kırılgan olmak istemiyorlar. Bu derin bağ kurma riskli oluyorsa, o zaman daha ilkel bağ kurma ön plana çıkıyor. Arkadaşlarının yörüngesinde olan çocuklarda, bu derin bağlar çok kurulamıyor. Ebeveyne yörüngesini dönmüş çocuklar daha derin, sevgi bağları kurabiliyorlar.

Çocuklarla bağ kurmak

6.En gelişmiş, sofistike bağ kurma şekli bilmek: Yakın hissettiğin biri tarafından bilinmek sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da bilinmek… İlkokul döneminde başlıyor. Çocuk yakın olmak istiyorsa sır paylaşmaya başlıyor. Ebeveyn odaklı çocuklar ona bakan kişiden sır saklamayı sevmiyor, sır saklarsa yakınlığın eksildiğini hissediyorlar. Arkadaş odaklı çocuklarda ise en yakın arkadaş bu rolü oynuyor. Birçok kişi arkadaşı onu yanlış anlar, reddeder, yargılar kaygısıyla sırlarını paylaşmıyor. Aslında sırlarımızı açtığımız kişiler kadar daha yakın olamayız birine. Terapistle kurulan güven dolu şifalandırıcı bir bağ gibi. Biri seni her halinle biliyor, senin sırlarını biliyor, olduğun gibi kabul ediyor. Gerçek psikolojik yakınlık çok ender görülen bir şey…

Bağ kurmak

Bu 6 yolda da bağ kurma isteği var. Çocuk sağlıklı gelişiyorsa bu 6 yol birbirine çok sağlam örülüyor, en zor hallerde bile o kişi bağlarını sürdürebiliyor. Ne kadar az olgun olursa o çocuk, bebek gibi bağ kurma yöntemlerine başvuruyor. Arkadaşlarına yörüngesini dönmüş çocuklar daha az olgun kalıyorlar, duygusal olarak kırılgan oluyorlar, çok sınırlı ve yüzeysel bağlar kuruyorlar. Bağ kurmak için sürekli aynısı gibi olmak peşindeler, görüntü ve tavır aynı, zevk aynı, değer sistemleri aynı. Ebeveyni ile sağlıklı bağ kuramamış çocuklar sadece 2, 3 şekilde bağ kuruyor, bu bağlarda da çok yoğun duygusal ihtiyaç içinde oluyorlar…

Çocuklarımızla sağlıklı bağlar kurmak dileğiyle 🧚‍♀️

Bedenin seninle konuşuyor

Bedenin her an seninle konuştuğunun farkında mısın? Derler ki, bedenle ruh bağlantılıdır…Bir dinle sana neler anlatıyor?…

bedenin seninle konuşuyor 💫

“Tüm hücrelerim hayır diye çığlık atıyordu isyan edercesine… boğazıma kocaman bir yumru oturmuştu, sanki boğuluyor gibiydim, nefesim daralıyordu, kısa kısa nefesler alıyordum, astım ilacı da kullanmak durumunda kaldım, hiç bir işe yaramadı… kulak kesildim bedenime bana ne söylemek istiyordu… hiç birşeyi bastırmaya çalışmadan…

Bana alttan alta verilen mesajlara, atadan gelme alışkanlıklara direnç gösteriyordu bedenim… Benden istenenlere razı değildim… Bu benim hayatımdı… ben kendi hayatımın kaptanı olmayı seçmiştim… bana dayatılanı ya da benden istenileni değil… Belki birkaç yıl sonra yaşadığım şehri değiştirme hayallerim vardı, bu hayallerden vazgeçmek istemiyordum… kimseye bağımlı olmak istemiyordum ve bedenim hayır hayır diye bağırıyordu…

Çok büyük beklentileri vardı benden, biliyorum… bazen bu yükün altında kalmış gibi hissediyordum… Ailem benim yumuşak karnımdı, ama bedenimdeki hisleri de yok sayamazdım, bastıramazdım… Ben iyi hissetmezken başkalarına nasıl bir iyilik halim dokunabilirdi ki!… ve benden istenen şeyde, benim ne hissettiğim ya da ne istediğim hiç düşünülmemişti… ne gerek vardı ki! Bu zaten kız çocuklarının göreviydi… öyle olması çok normaldi… ve dün bedenimi dinledim… anneme yaşadığım his ve düşünceleri aktaran bir mesaj attım… aslında nazikçe hayır dedim… gerçek hislerimin bilinmesinden ötürü ve hassasiyetimi onlara gösterebildiğim için şu an huzurluyum…”

Bedenin hayır diyorsa, ruhun da hayır diyordur… istemiyorsundur… ve istemediğin hiçbirşey için kendini zorlama… bu kendine yapacağın en büyük haksızlık olur… hayır diyebilmek kendi değer çıtanı yükseltmektir… 🦋

Su Ayak İzi

1 portakalı çöpe attığınız zaman yaklaşık 60 litre suyu israf ettiğinizi biliyor muydunuz? Yediğiniz yiyeceklerin, kullandığınız ürünlerin hepsinin su maliyeti bulunmaktadır. Peki nedir bu su ayak izi ? Hadi hep beraber su ayak izinin ne demek olduğunu inceleyelim. Su Ayak İzi Nedir?Mal ve hizmetlerin üretimi ve tüketimi için kullanılan doğrudan ve dolaylı su miktarıdır. Yani […]

Su Ayak İzi

Çocuklar için günlük 🧚‍♀️

Yazmak kalbimi açan bir eylem, sihirli bir dünyaya açılan kapı… kendimle olan bağlantımı artırıyor, ruhumu besliyor… Niyetlerimden biri de farkındalıklı ebeveynlik, bu amaçla çocuklarıma günlük tutmaya karar verdim. Kalbime dokunan anları, yazıp kalıcı hale getireceğim…

Bir arkadaşım, 25.yaş doğum gününde, annesinin ona bebekliğinden o yaşına kadar, onunla ilgili tuttuğu günlüğü hediye ettiğini anlatmıştı. O kadar duygulanmıştı ki, sarılıp ağladığımızı hatırlıyorum…, çok etkilenmiştim… Çocuğum olursa günlük tutma fikri ilk o zaman oluşmuştu…

Aslında çocuklar doğduğunda ikisi için de ayrı ayrı bir süre günlük yazdım, babalarının yazıları da var aralarda, sonra unutmuşum bu günlük işini… Sabah bu fikir aklıma gelince günlükleri bulmak için bayağı bir uğraştım, sonunda buldum ve kızım için bfir yazı yazdım…

Çocuklar için günlük tutmak, biliyorum ki beni anda tutacak, farkındalığımı artıracak, güzel anlara odağımı daha çok kaydıracak… Dileğim 25.yaş günlerinde onlara bu günlükleri hediye edebilmek… Yazarken mutlu oldum, belki bazı yazıları da paylaşırım burdan…

Güç grubu hikayem 💫

keşif yolculuğum 🦋💗

güç grubu hikayem 🧚‍♀️

İsmini, kimliğini bilmediğin bir insanı önce yazılarından tanımak, sevmek, onun ruhunu sevmek gibi…, bu sanki ruhsal bir tanışma…

5 yıldır devam eden şu anki güç grubumdan bir arkadaşımla yollarımız böyle kesişti…

Ayratown diye Esra Banguoglu Oğut ve Aykut Oğut’un kurdukları sitede üyeler günlük şükürlerini paylaşıyordu, ben de dahil.. Ordan bir kişinin yazdıkları dikkatimi çekiyor, ruhuma dokunuyordu…

Önce yazılarımıza yorumlar yapmaya başlamıştık, sonra bende şöyle bir his oluşmuştu “bu kişiyle tanışıp yüzyüze de görüşsek ne güzel olur”…

Bunu dilememle aradan iki gün geçmeden o kişiden bana bir mesaj geldi… Kuracağı güç grubuna beni de davet etmek istediğinden bahsetmişti…

O an öyle heyecanlanmıştım ki…, sistem nasıl da harika çalışıyor, bu kadar hızlı da olabiliyordu… Biz buna günlük hayatta kalp kalbe karşı da diyebiliyoruz… Seve seve kabul ettim tabii ki…

Bizimki üç kişilik bir güç grubu, 2015 te başlamıştı hikayemiz, yıl 2020, tam beş sene oldu… Birbirimize kalbimizi açtık…

View original post 82 kelime daha

%d blogcu bunu beğendi: